Ben "yol"dayım ve siz hep "gerçek"te kalacaksınız.Kunthar 'umutsuzluğun olduğu yerde umut vardır'(bilge karasu,haluk'a mektuplar)
Hüsnü Arkan
1958 Kınık doğumlu.Hukuk fakültesini bitirdi.1993 yılında gruba katıldı. Şarkı sözleri ve müzikleriyle gruba katkı salıyor. Grupta şarkı söylüyor. "Ölü kelebeklerin Dansı" ve "Menekşeler Atlar ve Oburlar" adlı iki romanı yayınlandı.
kedi olmasa :)
meyhanesi
Kararmış tahta masamızda bir şişe şarap, Gecelerden bir gece bezginiz. Üstelik adamakıllı sarhoşuz. Ellerin, ellerimde. İspanyol meyhanesinde bir kadın Çığlık çığlığa şarkı söylüyor. Belli yıkılmış bir kadın. Hayli çirkin, hayli geçkin, ağlamaklı. Zayıf, incecik elli, kalın dudaklı. Sesi bir tokat gibi patlıyor kulaklarımızda; Yüzümüz al al oluyor. İçimiz hüzün dolu, kahır dolu, Gözlerimiz kanlı. İspanyol meyhanesinde bir gece Seninle başbaşayız Üstelik sarhoşuz adamakıllı. Çığlık çığlığa bir kadın Duyuyor musun? Ah ölelim artık; Bitsin bu delicesine koşu, İspanyol meyhanesi yerin dibine batsın. Yeter! yeter! Öleceksek ölelim. Hadi vur kendini şaraba Kedere ve aşka vur.
bütün küçük şeyler anlamlıydı.yalnızca bütünü anlamsızdı..ursula
bETİ YE
Hiçbir rüyamda yoktun aslında sen Ben hiç bir sözü sana söylemedim Aslında…
Sen hiçbir şeyimle bulamadığımsın Göremediğim hiçbir şeyimle Bu yüzden gitmiyorsun! Seni…
İçimde bulamadığım Mantar beneğim… Aslında su-sun sen Hatta hiçsin Sen, bir sen kaldıysan Bu ben’imdir Benim…. Senin…. Senin gözlerinin içini öperim.. bir damla yaş akıtsalar
Hem gözyaşlarını akıtana düşman olurum, hem gözlerine Senin…. Benim….
balık
teşekkürler olric :)DOSTUM
pisiler:)
Başlangıç sözdü, diye yazılı. Daha buradayken duralıyorum. Söze o kadar önem vermemeliyim. Başlangıç düşünceydi. Oysa, her şeyi var eden düşünce midir? ...Başlangıç güçtü. Ama bunu yazdığım anda burada kalmayacağımı anlıyorum.Öyleyse başlangıç eylemdir.
az kaldı,,:)
gelicem
Yürüdüm yürüdüm çok yollardan geçtim ama inan çok büyüdüm.. Düşündüm düşündüm sebebini bulamadım neden neden neden çok üzüldüm? Şimdi,aç kapını lütfen,çünkü ben geldim Çok üşüdüm, çok soğuk yerden geldim Bana biraz gülümser misin? Kimseye sormadım,yolu kendim buldum geldim Simsiyahların içinden sana karbeyaz geldim Beni biraz sever misin? ben geldim! Üstüm biraz tozlu, yolda çok düştüm geldim Ellerim çizik üzgünüm, dikenliklerden geldim Kalbim paramparça ama sana topladım geldim Bir bilsen neler yazdım, hepsini yaktım geldim Annemi bıraktım sana, kimsesiz geldim Çocukluğumun söküklerini dikebilir misin? İzin ver de oturayım lütfen, bacaklarımı çok yordum geldim Kusura bakma üstüm ıslak, büyük yağmurlardan geldim Anlatsam herşeyi, dinler misin? Yanıma para almadım, beş kuruşsuz geldim Yolda biraz acıktım ama sana,dayandım geldim Hiç yokken hep olmak nedir,bilir misin? Kendime devdim!devdim!devrildim geldim Kardım,buzdum eridim,erittim geldim Aşkı sırtıma aldım,taşıdım,evladım dedim Açtım,soldum,sarardım geldim Yandım, söndüm, kül oldum geldim Ellerinle ellerime su dökebilir misin? Yüzüme vurdu rüzgar yağmuru,daha çok dedim Yağmur carptı kendini bana, "bu yetmez" dedim Kırılmış kanatlarıma birkez dokunabilir misin? Taştım,dağdım,kum oldum geldim Camdım,kayaydım, tuz buz oldum geldim. Beni tanrı'ya tekrar inandırabilir misin? Bin kere öldüysem, bin kere dirildim geldim Canımdan can,kan verdim ama adını yaşattım geldim Yedi kat yerin dibinden beni duyabilir misin? Kimse inanmadı sana, ben taptım geldim Dönecek yerim kalmadı, herşeyi mahvettim geldim Şimdi artık beni biraz sevebilir misin? Ben geldim!
Hey adam
üzülme
Ne idüğü belirsiz kelimeler takip ediyor beni!
Bu tuhaf adamların bilmeceleri çözmeleri imkansız! birer harf gibi duruyor kentler haritanın ortasında düzden de okusan, tersten de okusan hayat değişmeyecek besbelli! Evet! Ne idüğü belirsiz kelimeler takip ediyor beni! her dakila yaklaşsalarda ele vermiyorlar beni!
kedileme
kedinin birine biraz yemek verin ertesi gün sülalesi ile kapınızdadır. :)) kedilerde söylenti çabuk yayılır,,
Özlediğin, gidip göremediğindir; ama, gidip görmek istediğin Özlem, gidip görememendir; ama gidip görmek istemen Özlediğin, gidip görmek istediğin- ama gidip göremediğin Özlem, gidip görmek istemen- ama, gidememen, görememen; gene de, istemen Oruç ARUOBA
...
sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi dilimizde akşamdan kalma bir küfür salonlar piyasalar sanat–sevicileri derdim gülüm insan arasına çıkarmaktı seni yakanda bir amonyak çiçeği yalnızlığım benim ne kadar rezil olursak o kadar iyi kumkapı meyhanelerine dadandık önümüzde altınbaş, altın zincir, fasulye pilakisi yalnızlığım benim süpürge saçlım ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki başucumda bi sen varsın bi de evren saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi yalnızlığım benim çoğul türkülerim ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
MASA DA MASAYMIŞ HA
Adam yaşama sevinci içinde Masaya anahtarlarını koydu Bakır kaseye çiçekleri koydu Sütünü yumurtasını koydu Pencereden gelen ışığı koydu Bisiklet sesini çıkrık sesini Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu Adam masaya Aklında olup bitenleri koydu Ne yapmak istiyordu hayatta İşte onu koydu Kimi seviyordu kimi sevmiyordu Adam masaya onları da koydu Üç kere üç dokuz ederdi Adam koydu masaya dokuzu Pencere yanındaydı gökyüzü yanında Uzandı masaya sonsuzu koydu Bir bira içmek istiyordu kaç gündür Masaya biranın dökülüşünü koydu Uykusunu koydu uyanıklığını koydu Tokluğunu açlığını koydu. Masa da masaymış ha Bana mısın demedi bu kadar yüke Bir iki sallandı durdu Adam ha babam koyuyordu. Edip CANSEVER
herkes nerelerden olsa biraz sarkardı bir şeyden, bir olaydan, korkunun ilk yerinden işkenceler biraz olsun sarkardı ve duvar kâğıtları sarkardı ve sinek pislikleri, ampuller intihar zabıtları sarkardı evraklar, çekmeceler telefonlar biraz olsun sarkardı ve sesler örtmek için sesleri, sarkardı ve eller çürükler, sinir uçları bir korkunçluk gününün durmadan kutlandığı sert duvarlar beyaz beyaz kanardı ve polis müdürleri sarkardı kuşkunun ilk yerinden belki de bir cümleden: bütün işkencelere rağmen konuşmaz! diye harfler öyle öyle sarkardı ve cezaevleri sarkardı ve ıslak tabutlukar ve kurallar sarkardı, yasalar sonra sarkardı bir şeyden, bir olaydan, acının ilk yerinden herkes nerelerden olsa biraz sarkardı.
koro
ellerin ve bütün eylemlerin biraz olsun sarktığı sizi yok saymaya geldiklerinin anlamıyla şimdi bir anlama geldiğigiller çağı.
episode
ya alkol olmasaydı. bir uzun bardaklarımız vardı. herkes birbirinden artardı bulanık, bungun artardı kuru gök, kuru bir yağmur bırakırdı sesimize çok uzaklarda çok düşündüğümüz bir şey solar solar solardı.
ölür ya, duan tutmaz ya,rüyan olmaz ya, İzmir bilir ya, fallar çıkmaz ya,kimse bilmez ya,
süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
bazı kediler anlam taşır yüzünde...
yorumsuz
AYNA
Öyle durgun, sıcak saatler vardır ya, Hani kararmış tahtalar, nikel, bakır Işır karanlık odalarda, kanarya Susar, kedi uyur, yazdır. Hani yaprak kıpırdamaz, çakıl yanar, Bir böcek sesi gelir bahçeden, fincan Düşlere götürür sizi, kesik kanar,, Sessiz bir bahçe görünür aynadan, Nerde bu gök, dersiniz, bu ağaç nerde,! Camdan duvarlara sıçrar da Yeşil Parlar kararmış tahtalar, nikel, bakır, Kanarya susar, kedi uyur, bir gül Dalı pencerede, yazdır. OKTAY RİFAT HOROZCU
yawwwrummm
dile pakkııınn helede dileee kenardan çıkmışşş bebeeeeekkkkkkkkkkkkkkkkkk
:)
Suçu benim üstüme at: Zamanlama hatası derim. Suçu benim üstüme at: Batık gemilerin de bir rotası olduğunu saklarım. Suçu benim üstüme at: Taşa inanan bir tanrı parçasıydı derim. Suçu benim üstüme at: Aşk değildi o; yalnızca bir isim benzerliğiydi diye söylenirim. Suçu benim üstüme at: Örgütlü kalp ağrılarıydı derim. Geceleyin arkadaş evine sığınan ağır yaralı bir militan kadar güzeldi derim. Suçu benim üstüme at: Biz, biraraya geldiğimizde anlamlı bir kelime oluşturan iki heceydik -- bunu itiraf etmem. Suçu benim üstüme at: Evet, aramızda kronolojik bir sıralama vardı duygular açısından. Şiddetin yolaçtığı her türlü maceraya düşkündü o. Yara kabukları biriktirirdi. Açıksözlülük biriktirirdi -- ağzımdan alamazlar. Suçu benim üstüme at. Suç beni bağlamaz. Suç bana çarpmaz.
şems ~
“Beden bakımından ondan uzağız amma; Cansız bedensiz ikimiz de bir nuruz; İster O’nu gör, ister beni... Ey arayan kişi! Ben O’yum, O da ben”
küf
"eteklerinde bir yığın ölü yosun uyuyorsun temizleyemezsin çürükleri iş işten geçti sonbaharsa sonbahardır beyazsa beyaz sarıysa sarı başka bir zamanda başka bir mekanda başka bir mevsimdeuyuyorsun"i,i,
..
Kuğunun son şarkısı ve vuslat........ Her ruh bu bedenden elbet kurtulacak Diğer yandan şu da var ki; "Hiçbir şey göründüğü gibi değildir" i.İrem
Havada uçuyordu Duvarlardan geçiyordu Elverdi ŞATLUP / Işıktan geçti Maya ağacının kökleri üzerinde Melaikeler bekliyordu. Odalarına gir cennet yüreğininYıldızları yad et birbir.Gecenin derinliklerinde anahtarlar şıkırdarHava Kızları raksederler Sis / gökyakutlarda Sis / rüyalarda Sis / yasak meyva Sis / dudaklarda Hüzün / yüzyıllar boyu Tövbe / günahlara Veda / zehirli elma Gonca / dudaklarda Eski zaman elbiseleri akıp gidiyor üzerinden Sekiz Bulut Dağının Prensesi Mevsimlik heveslerini dökmüş çiçeklerin ecesi Olan olmadı biten de bitmedi. Gizli bahçelerde lirik bahar senfonileri Geçmiş - an ve gelecek Varolmuş ve olacak Havadis Avcısı adamotları topladı Kehanet Irmağının kıyılarından La mekan ! La Kuyud ! Salamender'in tılsımı ateşte. Tozdan geldin toza dön ! Ayna Krallığının sihirli tacı görünmez oldu. Kum yatağında kum. Dikenler parçaladı avuçlarını Silinip gitti. Yüzü önce / sonra elleri / ve sonra tebessümü bile unutuldu. Hırs Akrebi vahşice kanırttı acımasız, meşum Kim daha yükseklerde o mu ben mi ? Başında kainatın sarkacı Geçmiş - an ve gelecek Varolmuş ve olacak. Sekiz Bulut Dağının Prensesi Mevsimlik heveslerini dökmüş Eski zaman elbiseleri akıp gidiyor üzerinden
patiye dikkattt
:)
......
SENİ GÜNLERE BÖLDÜM Seni günlere böldüm, seni aylara Daha yillara, yüzyillara bölecegim Ve her zaman söyleyecegim ki beni anla Böyle eskitilmis de olsa bu kalbi Minesi çatlamis bir dis gibi durduracagim karsinda. Siirler söylenir, siirler biter Bütün günler yenilesir her bekleyiste Ve bütün dünler, bütün geçmisler Kapini açarsin ki bir de, hiç kimseler yok Çaresiz, benim sana gelisim de hep böyle. Dün aksama dogru turuncu bir bulut geçti Sonra bütün bulutlar hep birden geçti Anilar, anilar, belki hepsi bir kelime.
EDİP CANSEVER
:)
...
Cehenneme Gitme Yöntemleri
Sıralı sırasızkaybettim arkadaşlarımı...Çekildiler: Cehennemin en kuytu köşesine doğru yalınayak.Çekildiler: Hiç varolmadan, hep yokolmayı tasarlayarak.Kimi on yedisinde, on dokuzunda; kiminin yaşı bile yok.İçli bir keman sesiyle.. İçli bir titreşimle.. İçli bir davasızlıkla..Çalışmayan, melodisi olmayan bir müzik kutusu gibi..Çekildiler: Zebanilerin dudaklarında ruja dönüştüler.Çekildiler: Altın bir tencerede kaynayan su örümcekleri gibi.. Bazısının yalnızca gözeri güzeldi. Bazısının yalnızca karara bakışları..Bazısının yalnızca ifadesi güzeldi. Bazısının yalnızca kahkahası..Bazısının yalnızca ölmesi güzeldi. Bazısının yalnızca oyuncakları..Onlar enjektörlerle avundular.Onların elindeki anahtardı enjektör.Bir tuhaf şatonun kapısını açtılar! Gittikleri yerde, şimdi, en çok hangi şarkıyı mırıldanıyorlar?!
:) emine aplanın çizimi
Şarabın gazabından kork Çünkü fena kırmızıdır Kan tutar / tutan ölür
"Belki şimdi - diye düşünüyor Bay Palomar - o ülkede de bir başka kişi tekeş terliklerle dolaşıyor." Ve her adımda ayağından çıkan, ya da çok dar olduğu için ayağını burarak hapis eden terlikleriyle, topallayarak çölde dolaşan narin bir gölge görüyor. "Belki şu sırada, o da beni düşünüyor, değiş tokuş yapmak için benimle karşılaşmayı umuyor. Bizi birbirimize bağlayan ilişki, insanlar arasında kurulan ilişkilerin büyük bir çoğunluğundan daha somut ve açık. ." Tanımadığı mutsuzluk arkadaşıyla dayanışmak, çok az rastlanan bu tamamlayıcılığı, bir kıtadan bir başkasına yansıyan bu aksak adımları canlı tutabilmek için, tekeş terlikleri giymeyi sürdürmeye karar veriyor. Italo Calvino
belki yelek - belkide hırka' da..... saklı gizinn
Mete özgencil / OLMAlı
-ben aşka inanmıyorum, ya sen? +ben? ben sana inanırım,ya sen? -ha? nasıl yani? +yani şöyle: 'sen aşka inanmıyorum' dedin mi? -dedim... +e ben de sana inandım işte. -ha? +e peki sen bana inanır mısın? -bilmem... nasıl yani?... duruma bağlı. +hangisine -bazıları farklı +evet, senin için. -senin için nasıl? +bir evet vardı, onu sana verdim bir hayır vardı, o da bana kaldı. -ha? +ya! sen aşka inanmıyorsun bana da inanmıyorsun ben sana da inanırım aşka da. ya. dağa taşa bak hep dağ taş ova tepe derdim var diye haykır dene, dene beni duyan olmuyor hiç deme dene, dene sıkılırsan değiştir -neyi? +kendini -ben aşka inanmıyorum ya sen +aa, yeter be! inanırsan inan, inanmazsan inanma aşk senin gönül senin bana ne?
Orhan atasoy
gemilerden bir kesit
:)
vesaire ve
bi çiçek yapıyor bi kadın çocuk bi göklerde uçuruyor bi yerlere düşürüyor..büyütmeye çalışıyor aklı sıra beni :))
***** karnında çiçekleri açtırıyor..saçına kuş yuvaları konduruyor sokaklarda yatıyor kendini çingene sanıyor,,şarkılar çalıyor köhne ülkelerden serseri :) V.s.
DOSTLUKLAR
:S
başlı-ksız
Yoldaşlar arar yaratıcı ve hasat arkadaşları: Çünkü ona göre her şey olgun hasat için. Ama yüz orağı yok onun: Bu yüzden yolar başakları öfkeli öfkeli. Yoldaşlar arar yaratıcı, oraklarını bilemesini bilen yoldaşlar. Yıkıcılar denecek onlara, iyi ile kötüyü hor görenler denecek. Hasatçılar ve şenlik edenler onlar halbuki. Kendi gibi yaratıcılar arıyor Zerdüşt, hasat arkadaşları ve şenlik arkadaşları arıyor: Sürülerle, çobanlarla, cesetlerle işi ne Zerdüştün! Ve sen benim ilk yoldaşım, hoşçakal! Ağacının kovuğuna güzelce gömdüm seni, güzelce sakladım seni kurtlardan. Ama veda ediyorum şimdi sana, zira vakit erişti. Bir seherle öbür seher arası yeni bir gerçek ayan oldu bana. Nietzsche
Gönderen sarhosbalik
:) kedi evi
Bir gün dönersem geri temiz bulmalıyım EVİ Boyuyorum boyuyorum her yeri
Göçmüş Kediler Bahçesi
İçiniZZZZ.......ve OkuyunuZZZ...
İÇİMİZDEN EKSİLDİ
Artık heyecanlandırmıyor beni garlar, peronlar, benzin istasyonları, uykulu mola yerleri, yabancılıklar, bilmediğin dağ rüzgarlarıyla ürpererek uyanmak bir gece vakti, dalgın bakışmalar sonra uykusuz sabahlarda indiğin sahil kasabası daha gövdene uyanmadan serin tuz, kıştan
kalma dalgalar bir yerlerde beklediğini sandığımız büyük rüyalar galiba artık heyecanlandırmıyor kimseyi nicedir eksildi içimizden o çekip gitme duygusu eski neşesine bir türlü kavuşamayan kalbim saçıp savurdu buraya gelene kadar içindeki şarkıları şimdi gündelik hayatın sade gürültüsü, kuru düzeni kuşatırken sessizliğimi ardına saklandığım kelimeler kadar bir hayat ölmeden önce okunacak, yazılacak birkaç kitap. MURATHAN MUNGAN
(14 Haziran 1928 - 9 Ekim 1967)
yalnızca bir adam öldürmüş olacaksın"
pisi
“şu köşedeki masa devrimindir ''
kedi evi & hal ve hareket
etrafı dağıtmayın,,mutfakta kahve ve bira var.. dolaptada dünden kalma makarna duruyor,,takılın üstadım,, :) not sigara ve ötekiler yasak,,yasaaakkk gardeşimmm zorlamayın işte :)
SARHOŞ BALIK
NEHİRLER BOYUNCA KADINLAR GÖRDÜMPorsuk nehrinin geçtiği kadınlarHepsine yüzer kere rastladım en azdanUmustsuz sevdalara tutulmak onlardaBozkıra doğru seyrele seyrele yaşamak onlardaVerdi mi adama her şeylerini verirlerBen gördüm ne gördümse kadınlardaPorsuk nehrinin geçtiğiKızılırmak parça parça olasınBir parça ekmek siyah, on kuruşluk kına kırmızıTaş toprak arasında türküler arasındaKaranlıkta bir yanları örtük bir yanları üryanKocaman gözleriyle oy anam bu kadar dokunaklıKimler ürkütmüş acaba bu kadar kadınıDicle kıyılarına tiren varıncaBüyük bir gökyüzü git allahım gitGenel olarak önce kaşları görünürSonra bütünsüz uykuları kaşla göz arasındaYanaklarında çıban izi taşıyan kadınlarGül kurusuBir gün sizin de yolunuz düşer memleketeSiz de görürsünüz bunları kadınlardaÖdevleri yenilmek olan hepBıçakla kemik arasındaSusmakla ağlamak arasındaYenilmekKadınlar
7 MArt
İçimde kalbimi unuttumİçince düşüyor aklıma yaşamakİnansam düşerdim peşineAma yalanlar Bana baktığın gibi aynaya bakYağmuru sapladın içime tam kurumuş ölüyorkenAnsızın gelecek gibisinGözlerinde çocuk kaygılarTam beni sevecek gibisin Ani bir yağmur Mevsim sonbahar
Tragedyalar
STEPANKorkunçtur, bana kalırsa adımızaHazırlanmış bir oyun var bizimHepimizi yalnız bıraktıkları bir oyunVe bilirler, insanlar yalnız kaldıkçaKonuştukları dil de değişirSonunda hiç anlaşamazlar. Öyle kiBir zaman parçası içinde, bir durumunDeğişmez akışında, tekdüzeKalırlar bir sıkıntı avcısı gibiVe bir gün anlarlar ki, bir güc değildir artık yalnızlıkVe bunu anlayınca, işte o zaman LusinAşıvermek isterler bu zamanla durumuKoşarlar, koşarlar, tam sınıra gelinceSanki o tel örgülere yapışmış gibiBir duman oluverirler ya da kaskatıBir kömür parçası, bir ceset..Nedir bu durumda insanın anlamı? LUSİNAşmalı bu durumu Stepan. STEPANDuymuyorum ben acılarımı. Ve yitirdim çoktanYitirdim bütün karşıtlıkları. Ne umutNe umutsuzluk, ne hiçbir şey Kurtaramaz varlığımı benim. Ve yoğun bir anlamsızlığın içindeSanki renksiz, boyutsuzVe göksüz, zamansız bir evrendeTek çıkar yol yaşamaksa LusinYaşıyorum ben de kaygısızDeğişmez bir anlamsızlığı böylece. LUSİNYani bir çıkmazı sürdürüyorsun kısacaBu yitiriş kendini, bu çöküşSanki bir üstünlük duygusu veriyor sana STEPANBense bir yalnızlık tarihini örüyorum ustaca. Ve gelecektekiBir önseziyi kuruyorum şimdiden. LUSİN Asıl iş bir sonuca varmakta. STEPAN Varabilir misin? LUSİNÖyleyse çok uzun bir yol bu doğrusu. STEPAN Bir konyak daha içer misin? LUSİN Ayrılalım Stepan, belki biz anlaşıyoruz amaİlkemiz ayrı yaşamakVe ne varsa işte bu ayrılıkta. STEPANAdım Stepan, Lusin. Yani benBir satranç oyuncusu olamam LUSİNE lini ver Stepan, ne de olsa bir anlaşmadır bu Belki de bir anlaşmadır.
"Kendimle uzlaşmak gibi bir arzum yok, olmadı da hiç.''
Ester´in söyledikleridir Yalnızlığına korku vurma Ester´in söyledikleridir Ve gelsin ve geçsin bütün sözlerim Gelsin ve geçsin Ester´in söyledikleridir İnsanların içinden Kendim olup taşayım Ester´in söyledikleridir İnsanlara uzaklık vurma Ama herkes ki kendisi olsun Sonra herkes kendisi olsun Bir gün herkes kendisi olsun Ester´in söyledikleridir Dünyada bakınıp durma Bütün ol ve ayrı tut ki kendini Zaten öyledir Çünkü öyledir..E C.
olric&sarhoş balık
yüzyılın sonuna doğru tinsel ölçütleri çarklarının arasında tümüyle yok edecek olan maddeler evreninin bir köşesinden şaşkın bakışlarla olan biteni izleyen, hayal gücü hepten elinden alınmış insanın öncülerindendir yıldız ecevit - oguz atayın biyografik ve kurmaca dünyası
ER OLMUŞ KUĞULAR
daimos agahta & extrem duyarga (beti) iconium da başlayan kadim dostuk
sevgili duyarga! kandilli nektarlı buhurlu metinler yazamayacağım ama umarım en az diğerleri kadar usunu ve yüreğini titreten sesler sunarım mecrana… … iconium’da başlayanbol raylı raytan’lı gecelerden “ateşte açan çiçekler”e seyrini tutuyorum soluğumun… ankyra’nın mağrur duruşunu bir kere daha rüyalarıma taşıyorum unuttuklarımı anımsamak lanetlerimi kutsamak çoklukta yokluğu yoklukta engin varoluşu duyumsamak ruhumun meşgul olduğu başlıca konu yarattığım mitoslar suyunu çekene kadar rölantide de olsasürdüreceğim imzamın eskortluğunu yeni adlar kattım gecenin ve meleğin alayına unuttuğum(!) dünü ansıtan her şeyi bir bir çıkardım… ---- extrem duyarga’ lucifer’in kara kızı şimdi takvim bilmediğimiz mevsimleri hesapsız vakitleri yazar *** buhuru tenimizden yayılan nektarı makinelerden kotarılan kandili (vasati 40 çöp)kutulardan sağlanan gece oturumlarında yeni bir masala tanıklık eder beş yüz er --- zaman geçiyor konukluk bitiyor (kâhin, kehanetlerini sıralamaktan bitap sadece göz gezdiriyor ve önemsemiyor) /////
katları açılmış çokgenleştirilmiş mektup zarflarına bırakıyor kahin kehanet satırlarını e x t r e m duyarganın dost kapısınabırakılmak üzere beyaz düşler saklıyor kara mürekkeplere sardığı,,, iconium’da başlayan açık ara mesafelerde süren uzaduyumlarla beslenen şarapla soğuyan dumanla ısınan bir dostluk bıraktı sana daimos agahta! … strategler kaynatan koca kazandan ares’e ithaf edilmiş buhurlar yükseltiyoruz ulu olymposa mecburiyetten
bu göl bizi boğar bu gölde tüm yüzler solar kararır ışıklar pörsür gider ulu phalluslar (02-aizonai) 1/3
1. istasyon
şehrin sokakları,genişbulvarları,kahveleri,tren istasyonları,yabancıinsanları gözümüzeçarpar vegidebilmek...Bir kaçıs mı yoksabir arayışmı?
0 yorum:
Yorum Gönder