skip to main | skip to sidebar

08 Mart 2009 Pazar

YENİ pisilerimmm :) BURLARDAYIM . :)

http://siyahkedi-beti.blogspot.com/


http://surrealkedi.blogspot.com/

http://pisican-pisi.blogspot.com/

kedi zamanı 22:24 miyawlama pisi

0 yorum:

Yorum Gönder

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)

~siyahkedi~betimlemeler~

~surreal~

İzleyiciler

yeni bloglarım

  • surrealkedi
    -
    5 saat önce
  • pisican ...
    miauoww -
    5 saat önce

"sis demek, biliyorum, doruğa yaklaşmakta olmak demek."

"Yaşamak dünyada en nadir şeydir, insanların büyük çoğunluğu var oluyorlar, hepsi bu." Oscar Wilde.

~surreal~siyahkedi~betimlemeler~

Fotoğrafım
pisi
kendi kafamızdan uydurduğumuz bir zaman içerisinde gördüğümüz kedi düşleridir.
Profilimin tamamını görüntüle

miyawlama

kedilerim

  • http://www.tekirinyeri.net/
  • www.ilgilibirbilgi.com
  • http://benjaminkastaryan.blogspot.com/
  • http://perikmaz.blogspot.com/
  • http://firtinakahini.blogspot.com/
  • http://kunthar.blogspot.com/

kedi zamanı

UMARIM ASKERLİĞİN ÇOK KOLAY GECER UYGAR.

UMARIM ASKERLİĞİN ÇOK KOLAY GECER UYGAR.
uygar :)

........insan yasadigi yere benzer

Ben "yol"dayım ve siz hep "gerçek"te kalacaksınız.Kunthar

'umutsuzluğun olduğu yerde umut vardır'(bilge karasu,haluk'a mektuplar)

Hüsnü Arkan

1958 Kınık doğumlu.Hukuk fakültesini bitirdi.1993 yılında gruba katıldı. Şarkı sözleri ve müzikleriyle gruba katkı salıyor. Grupta şarkı söylüyor. "Ölü kelebeklerin Dansı" ve "Menekşeler Atlar ve Oburlar" adlı iki romanı yayınlandı.

kedi olmasa :)

kedi olmasa :)

meyhanesi

Kararmış tahta masamızda bir şişe şarap,
Gecelerden bir gece bezginiz.
Üstelik adamakıllı sarhoşuz.
Ellerin, ellerimde.
İspanyol meyhanesinde bir kadın
Çığlık çığlığa şarkı söylüyor.
Belli yıkılmış bir kadın.
Hayli çirkin, hayli geçkin, ağlamaklı.
Zayıf, incecik elli, kalın dudaklı.
Sesi bir tokat gibi patlıyor kulaklarımızda;
Yüzümüz al al oluyor.
İçimiz hüzün dolu, kahır dolu,
Gözlerimiz kanlı.
İspanyol meyhanesinde bir gece
Seninle başbaşayız
Üstelik sarhoşuz adamakıllı.
Çığlık çığlığa bir kadın
Duyuyor musun?
Ah ölelim artık;
Bitsin bu delicesine koşu,
İspanyol meyhanesi yerin dibine batsın.
Yeter! yeter!
Öleceksek ölelim.
Hadi vur kendini şaraba
Kedere ve aşka vur.


bütün küçük şeyler anlamlıydı.yalnızca bütünü anlamsızdı..ursula

bETİ YE

Hiçbir rüyamda yoktun aslında sen
Ben hiç bir sözü sana söylemedim
Aslında…

Sen hiçbir şeyimle bulamadığımsın
Göremediğim hiçbir şeyimle
Bu yüzden gitmiyorsun!
Seni…

İçimde bulamadığım
Mantar beneğim…
Aslında su-sun sen
Hatta hiçsin
Sen, bir sen kaldıysan
Bu ben’imdir
Benim…. Senin….
Senin gözlerinin içini öperim.. bir damla yaş akıtsalar

Hem gözyaşlarını akıtana düşman olurum, hem gözlerine
Senin…. Benim….


balık

teşekkürler olric :)DOSTUM

pisiler:)

pisiler:)

Başlangıç sözdü, diye yazılı. Daha buradayken duralıyorum. Söze o kadar önem vermemeliyim. Başlangıç düşünceydi. Oysa, her şeyi var eden düşünce midir? ...Başlangıç güçtü. Ama bunu yazdığım anda burada kalmayacağımı anlıyorum.Öyleyse başlangıç eylemdir.

az kaldı,,:)

az kaldı,,:)
gelicem
Yürüdüm yürüdüm çok yollardan geçtim ama inan çok büyüdüm..
Düşündüm düşündüm sebebini bulamadım neden neden neden çok üzüldüm?
Şimdi,aç kapını lütfen,çünkü ben geldim
Çok üşüdüm, çok soğuk yerden geldim
Bana biraz gülümser misin?
Kimseye sormadım,yolu kendim buldum geldim
Simsiyahların içinden sana karbeyaz geldim
Beni biraz sever misin? ben geldim!
Üstüm biraz tozlu, yolda çok düştüm geldim
Ellerim çizik üzgünüm, dikenliklerden geldim
Kalbim paramparça ama sana topladım geldim
Bir bilsen neler yazdım, hepsini yaktım geldim
Annemi bıraktım sana, kimsesiz geldim
Çocukluğumun söküklerini dikebilir misin?
İzin ver de oturayım lütfen, bacaklarımı çok yordum geldim
Kusura bakma üstüm ıslak, büyük yağmurlardan geldim
Anlatsam herşeyi, dinler misin?
Yanıma para almadım, beş kuruşsuz geldim
Yolda biraz acıktım ama sana,dayandım geldim
Hiç yokken hep olmak nedir,bilir misin?
Kendime devdim!devdim!devrildim geldim
Kardım,buzdum eridim,erittim geldim
Aşkı sırtıma aldım,taşıdım,evladım dedim
Açtım,soldum,sarardım geldim
Yandım, söndüm, kül oldum geldim
Ellerinle ellerime su dökebilir misin?
Yüzüme vurdu rüzgar yağmuru,daha çok dedim
Yağmur carptı kendini bana, "bu yetmez" dedim
Kırılmış kanatlarıma birkez dokunabilir misin?
Taştım,dağdım,kum oldum geldim
Camdım,kayaydım, tuz buz oldum geldim.
Beni tanrı'ya tekrar inandırabilir misin?
Bin kere öldüysem, bin kere dirildim geldim
Canımdan can,kan verdim ama adını yaşattım geldim
Yedi kat yerin dibinden beni duyabilir misin?
Kimse inanmadı sana, ben taptım geldim
Dönecek yerim kalmadı, herşeyi mahvettim geldim
Şimdi artık beni biraz sevebilir misin?
Ben geldim!

Hey adam

Hey adam
üzülme
Ne idüğü belirsiz kelimeler takip ediyor beni!


Bu tuhaf adamların bilmeceleri çözmeleri imkansız! birer harf gibi duruyor kentler haritanın ortasında düzden de okusan, tersten de okusan hayat değişmeyecek besbelli!
Evet!
Ne idüğü belirsiz kelimeler takip ediyor beni!
her dakila yaklaşsalarda ele
vermiyorlar beni!


kedileme

kedileme
kedinin birine biraz yemek verin ertesi gün sülalesi ile kapınızdadır. :)) kedilerde söylenti çabuk yayılır,,
Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin
Özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen
Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin
Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen
Oruç ARUOBA


...

sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat–sevicileri
derdim gülüm insan arasına çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi
kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş, altın zincir, fasulye pilakisi
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki
başucumda bi sen varsın bi de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

MASA DA MASAYMIŞ HA

Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu. Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.
Edip CANSEVER

herkes nerelerden olsa biraz sarkardı
bir şeyden, bir olaydan, korkunun ilk yerinden
işkenceler biraz olsun sarkardı
ve duvar kâğıtları sarkardı ve sinek pislikleri, ampuller
intihar zabıtları sarkardı
evraklar, çekmeceler
telefonlar biraz olsun sarkardı
ve sesler örtmek için sesleri, sarkardı
ve eller
çürükler, sinir uçları
bir korkunçluk gününün durmadan kutlandığı
sert duvarlar beyaz beyaz kanardı
ve polis müdürleri sarkardı kuşkunun ilk yerinden
belki de bir cümleden: bütün işkencelere rağmen konuşmaz!
diye harfler öyle öyle sarkardı
ve cezaevleri sarkardı ve ıslak tabutlukar
ve kurallar sarkardı, yasalar sonra sarkardı
bir şeyden, bir olaydan, acının ilk yerinden
herkes nerelerden olsa biraz sarkardı.

koro

ellerin ve bütün eylemlerin biraz olsun sarktığı
sizi yok saymaya geldiklerinin anlamıyla
şimdi bir anlama geldiğigiller çağı.

episode

ya alkol olmasaydı. bir uzun bardaklarımız vardı. herkes
birbirinden artardı
bulanık, bungun artardı
kuru gök, kuru bir yağmur bırakırdı sesimize
çok uzaklarda çok düşündüğümüz bir şey solar solar solardı.

ölür ya, duan tutmaz ya,rüyan olmaz ya,
İzmir bilir ya, fallar çıkmaz ya,kimse bilmez ya,

süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr

süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
bazı kediler anlam taşır yüzünde...

yorumsuz

yorumsuz

AYNA

Öyle durgun, sıcak saatler vardır ya,
Hani kararmış tahtalar, nikel, bakır
Işır karanlık odalarda, kanarya
Susar, kedi uyur, yazdır.
Hani yaprak kıpırdamaz, çakıl yanar,
Bir böcek sesi gelir bahçeden, fincan
Düşlere götürür sizi, kesik kanar,,
Sessiz bir bahçe görünür aynadan,
Nerde bu gök, dersiniz, bu ağaç nerde,!
Camdan duvarlara sıçrar da Yeşil
Parlar kararmış tahtalar, nikel, bakır,
Kanarya susar, kedi uyur, bir gül
Dalı pencerede, yazdır.


OKTAY RİFAT HOROZCU

yawwwrummm

yawwwrummm
dile pakkııınn helede dileee kenardan çıkmışşş bebeeeeekkkkkkkkkkkkkkkkkk

:)

Suçu benim üstüme at: Zamanlama hatası derim.
Suçu benim üstüme at: Batık gemilerin de bir rotası olduğunu saklarım.
Suçu benim üstüme at: Taşa inanan bir tanrı parçasıydı derim.
Suçu benim üstüme at: Aşk değildi o; yalnızca bir isim benzerliğiydi diye söylenirim.
Suçu benim üstüme at: Örgütlü kalp ağrılarıydı derim. Geceleyin arkadaş evine sığınan ağır yaralı bir militan kadar güzeldi derim.
Suçu benim üstüme at: Biz, biraraya geldiğimizde anlamlı bir kelime oluşturan iki heceydik -- bunu itiraf etmem.
Suçu benim üstüme at: Evet, aramızda kronolojik bir sıralama vardı duygular açısından. Şiddetin yolaçtığı her türlü maceraya düşkündü o. Yara kabukları biriktirirdi. Açıksözlülük biriktirirdi -- ağzımdan alamazlar.
Suçu benim üstüme at. Suç beni bağlamaz. Suç bana çarpmaz.

şems ~

“Beden bakımından ondan uzağız amma;
Cansız bedensiz ikimiz de bir nuruz;
İster O’nu gör, ister beni...
Ey arayan kişi!

Ben O’yum, O da ben”

küf

"eteklerinde bir yığın ölü yosun
uyuyorsun temizleyemezsin çürükleri
iş işten geçti sonbaharsa sonbahardır
beyazsa beyaz sarıysa sarı
başka bir zamanda başka bir mekanda
başka bir mevsimdeuyuyorsun"i,i,

..

Kuğunun son şarkısı ve vuslat........
Her ruh bu bedenden elbet kurtulacak
Diğer yandan şu da var ki;
"Hiçbir şey göründüğü gibi değildir"
i.İrem

Havada uçuyordu Duvarlardan geçiyordu Elverdi ŞATLUP / Işıktan geçti Maya ağacının kökleri üzerinde Melaikeler bekliyordu.
Odalarına gir cennet yüreğininYıldızları yad et birbir.Gecenin derinliklerinde anahtarlar şıkırdarHava Kızları raksederler
Sis / gökyakutlarda Sis / rüyalarda Sis / yasak meyva Sis / dudaklarda
Hüzün / yüzyıllar boyu Tövbe / günahlara Veda / zehirli elma Gonca / dudaklarda
Eski zaman elbiseleri akıp gidiyor üzerinden Sekiz Bulut Dağının Prensesi Mevsimlik heveslerini dökmüş çiçeklerin ecesi Olan olmadı biten de bitmedi.
Gizli bahçelerde lirik bahar senfonileri Geçmiş - an ve gelecek Varolmuş ve olacak Havadis Avcısı adamotları topladı Kehanet Irmağının kıyılarından La mekan ! La Kuyud ! Salamender'in tılsımı ateşte. Tozdan geldin toza dön ! Ayna Krallığının sihirli tacı görünmez oldu. Kum yatağında kum. Dikenler parçaladı avuçlarını Silinip gitti. Yüzü önce / sonra elleri / ve sonra tebessümü bile unutuldu.
Hırs Akrebi vahşice kanırttı acımasız, meşum Kim daha yükseklerde o mu ben mi ? Başında kainatın sarkacı Geçmiş - an ve gelecek Varolmuş ve olacak.
Sekiz Bulut Dağının Prensesi Mevsimlik heveslerini dökmüş Eski zaman elbiseleri akıp gidiyor üzerinden

patiye dikkattt

patiye dikkattt
:)

......

SENİ GÜNLERE BÖLDÜM
Seni günlere böldüm, seni aylara
Daha yillara, yüzyillara bölecegim
Ve her zaman söyleyecegim ki beni anla
Böyle eskitilmis de olsa bu kalbi
Minesi çatlamis bir dis gibi durduracagim karsinda.
Siirler söylenir, siirler biter
Bütün günler yenilesir her bekleyiste
Ve bütün dünler, bütün geçmisler
Kapini açarsin ki bir de, hiç kimseler yok
Çaresiz, benim sana gelisim de hep böyle.
Dün aksama dogru turuncu bir bulut geçti
Sonra bütün bulutlar hep birden geçti
Anilar, anilar, belki hepsi bir kelime.

EDİP CANSEVER

:)

:)
...

Cehenneme Gitme Yöntemleri

Sıralı sırasızkaybettim arkadaşlarımı...Çekildiler: Cehennemin en kuytu köşesine doğru yalınayak.Çekildiler: Hiç varolmadan, hep yokolmayı tasarlayarak.Kimi on yedisinde, on dokuzunda; kiminin yaşı bile yok.İçli bir keman sesiyle.. İçli bir titreşimle.. İçli bir davasızlıkla..Çalışmayan, melodisi olmayan bir müzik kutusu gibi..Çekildiler: Zebanilerin dudaklarında ruja dönüştüler.Çekildiler: Altın bir tencerede kaynayan su örümcekleri gibi.. Bazısının yalnızca gözeri güzeldi. Bazısının yalnızca karara bakışları..Bazısının yalnızca ifadesi güzeldi. Bazısının yalnızca kahkahası..Bazısının yalnızca ölmesi güzeldi. Bazısının yalnızca oyuncakları..Onlar enjektörlerle avundular.Onların elindeki anahtardı enjektör.Bir tuhaf şatonun kapısını açtılar! Gittikleri yerde, şimdi, en çok hangi şarkıyı mırıldanıyorlar?!

:) emine aplanın çizimi

:) emine aplanın çizimi
Şarabın gazabından kork Çünkü fena kırmızıdır Kan tutar / tutan ölür

Kunthar 'a

Kunthar \
vaha dayım okuyorum okucam istesende istemesende..

Palomar

"Belki şimdi - diye düşünüyor Bay Palomar - o ülkede de bir başka kişi tekeş terliklerle dolaşıyor." Ve her adımda ayağından çıkan, ya da çok dar olduğu için ayağını burarak hapis eden terlikleriyle, topallayarak çölde dolaşan narin bir gölge görüyor. "Belki şu sırada, o da beni düşünüyor, değiş tokuş yapmak için benimle karşılaşmayı umuyor. Bizi birbirimize bağlayan ilişki, insanlar arasında kurulan ilişkilerin büyük bir çoğunluğundan daha somut ve açık. ." Tanımadığı mutsuzluk arkadaşıyla dayanışmak, çok az rastlanan bu tamamlayıcılığı, bir kıtadan bir başkasına yansıyan bu aksak adımları canlı tutabilmek için, tekeş terlikleri giymeyi sürdürmeye karar veriyor.
Italo Calvino

belki yelek - belkide hırka' da..... saklı gizinn

Mete özgencil / OLMAlı

-ben aşka inanmıyorum, ya sen?
+ben? ben sana inanırım,ya sen?
-ha? nasıl yani?
+yani şöyle: 'sen aşka inanmıyorum' dedin mi?
-dedim...
+e ben de sana inandım işte.
-ha?
+e peki sen bana inanır mısın?
-bilmem... nasıl yani?... duruma bağlı.
+hangisine
-bazıları farklı
+evet, senin için.
-senin için nasıl?
+bir evet vardı, onu sana verdim bir hayır vardı, o da bana
kaldı.
-ha?
+ya! sen aşka inanmıyorsun bana da inanmıyorsun ben sana da inanırım aşka da. ya. dağa taşa bak hep dağ taş ova tepe derdim var diye haykır dene, dene beni duyan olmuyor hiç deme dene, dene sıkılırsan değiştir
-neyi?
+kendini
-ben aşka inanmıyorum ya sen
+aa, yeter be! inanırsan inan, inanmazsan inanma aşk senin gönül senin bana ne?

Orhan atasoy

Orhan atasoy
gemilerden bir kesit

:)

vesaire ve

bi çiçek yapıyor
bi kadın çocuk
bi göklerde uçuruyor bi yerlere düşürüyor..büyütmeye çalışıyor aklı sıra beni :))

*****
karnında çiçekleri açtırıyor..saçına kuş yuvaları konduruyor sokaklarda yatıyor kendini çingene sanıyor,,şarkılar çalıyor köhne ülkelerden serseri :) V.s.

DOSTLUKLAR

:S

:S

başlı-ksız

Yoldaşlar arar yaratıcı ve hasat arkadaşları: Çünkü ona göre her şey olgun hasat için.
Ama yüz orağı yok onun: Bu yüzden yolar başakları öfkeli öfkeli. Yoldaşlar arar yaratıcı, oraklarını bilemesini bilen yoldaşlar. Yıkıcılar denecek onlara, iyi ile kötüyü hor görenler denecek. Hasatçılar ve şenlik edenler onlar halbuki. Kendi gibi yaratıcılar arıyor Zerdüşt, hasat arkadaşları ve şenlik arkadaşları arıyor: Sürülerle, çobanlarla, cesetlerle işi ne Zerdüştün! Ve sen benim ilk yoldaşım, hoşçakal! Ağacının kovuğuna güzelce gömdüm seni, güzelce sakladım seni kurtlardan. Ama veda ediyorum şimdi sana, zira vakit erişti. Bir seherle öbür seher arası yeni bir gerçek ayan oldu bana.
Nietzsche

Gönderen sarhosbalik


:) kedi evi

:) kedi evi
Bir gün dönersem geri temiz bulmalıyım EVİ Boyuyorum boyuyorum her yeri

Göçmüş Kediler Bahçesi

Göçmüş Kediler Bahçesi
İçiniZZZZ.......ve OkuyunuZZZ...

İÇİMİZDEN EKSİLDİ

Artık heyecanlandırmıyor beni
garlar, peronlar, benzin istasyonları,
uykulu mola yerleri, yabancılıklar,
bilmediğin dağ rüzgarlarıyla
ürpererek uyanmak bir gece vakti, dalgın bakışmalar sonra uykusuz sabahlarda indiğin
sahil kasabası daha gövdene uyanmadan serin tuz, kıştan

kalma dalgalar bir yerlerde beklediğini sandığımız büyük rüyalar galiba artık heyecanlandırmıyor
kimseyi nicedir eksildi içimizden
o çekip gitme duygusu eski neşesine bir türlü kavuşamayan kalbim saçıp savurdu buraya gelene kadar içindeki şarkıları şimdi gündelik hayatın sade gürültüsü, kuru düzeni kuşatırken sessizliğimi ardına saklandığım kelimeler kadar bir hayat ölmeden önce okunacak, yazılacak birkaç kitap.
MURATHAN MUNGAN

(14 Haziran 1928 - 9 Ekim 1967)

(14 Haziran 1928 - 9 Ekim 1967)
yalnızca bir adam öldürmüş olacaksın"

pisi

pisi
“şu köşedeki masa devrimindir ''

kedi evi & hal ve hareket

etrafı dağıtmayın,,mutfakta kahve ve bira var..
dolaptada dünden kalma makarna duruyor,,takılın üstadım,, :)

not
sigara ve ötekiler yasak,,yasaaakkk gardeşimmm zorlamayın işte :)

SARHOŞ BALIK

NEHİRLER BOYUNCA KADINLAR GÖRDÜMPorsuk nehrinin geçtiği kadınlarHepsine yüzer kere rastladım en azdanUmustsuz sevdalara tutulmak onlardaBozkıra doğru seyrele seyrele yaşamak onlardaVerdi mi adama her şeylerini verirlerBen gördüm ne gördümse kadınlardaPorsuk nehrinin geçtiğiKızılırmak parça parça olasınBir parça ekmek siyah, on kuruşluk kına kırmızıTaş toprak arasında türküler arasındaKaranlıkta bir yanları örtük bir yanları üryanKocaman gözleriyle oy anam bu kadar dokunaklıKimler ürkütmüş acaba bu kadar kadınıDicle kıyılarına tiren varıncaBüyük bir gökyüzü git allahım gitGenel olarak önce kaşları görünürSonra bütünsüz uykuları kaşla göz arasındaYanaklarında çıban izi taşıyan kadınlarGül kurusuBir gün sizin de yolunuz düşer memleketeSiz de görürsünüz bunları kadınlardaÖdevleri yenilmek olan hepBıçakla kemik arasındaSusmakla ağlamak arasındaYenilmekKadınlar

7 MArt

İçimde kalbimi unuttumİçince düşüyor aklıma yaşamakİnansam düşerdim peşineAma yalanlar
Bana baktığın gibi aynaya bakYağmuru sapladın içime tam kurumuş ölüyorkenAnsızın gelecek gibisinGözlerinde çocuk kaygılarTam beni sevecek gibisin Ani bir yağmur Mevsim sonbahar

Tragedyalar

STEPANKorkunçtur, bana kalırsa adımızaHazırlanmış bir oyun var bizimHepimizi yalnız bıraktıkları bir oyunVe bilirler, insanlar yalnız kaldıkçaKonuştukları dil de değişirSonunda hiç anlaşamazlar. Öyle kiBir zaman parçası içinde, bir durumunDeğişmez akışında, tekdüzeKalırlar bir sıkıntı avcısı gibiVe bir gün anlarlar ki, bir güc değildir artık yalnızlıkVe bunu anlayınca, işte o zaman LusinAşıvermek isterler bu zamanla durumuKoşarlar, koşarlar, tam sınıra gelinceSanki o tel örgülere yapışmış gibiBir duman oluverirler ya da kaskatıBir kömür parçası, bir ceset..Nedir bu durumda insanın anlamı?
LUSİNAşmalı bu durumu Stepan.
STEPANDuymuyorum ben acılarımı. Ve yitirdim çoktanYitirdim bütün karşıtlıkları. Ne umutNe umutsuzluk, ne hiçbir şey Kurtaramaz varlığımı benim. Ve yoğun bir anlamsızlığın içindeSanki renksiz, boyutsuzVe göksüz, zamansız bir evrendeTek çıkar yol yaşamaksa LusinYaşıyorum ben de kaygısızDeğişmez bir anlamsızlığı böylece.
LUSİNYani bir çıkmazı sürdürüyorsun kısacaBu yitiriş kendini, bu çöküşSanki bir üstünlük duygusu veriyor sana
STEPANBense bir yalnızlık tarihini örüyorum ustaca. Ve gelecektekiBir önseziyi kuruyorum şimdiden.
LUSİN Asıl iş bir sonuca varmakta.
STEPAN Varabilir misin?
LUSİNÖyleyse çok uzun bir yol bu doğrusu.
STEPAN Bir konyak daha içer misin?
LUSİN Ayrılalım Stepan, belki biz anlaşıyoruz amaİlkemiz ayrı yaşamakVe ne varsa işte bu ayrılıkta.
STEPANAdım Stepan, Lusin. Yani benBir satranç oyuncusu olamam
LUSİNE lini ver Stepan, ne de olsa bir anlaşmadır bu Belki de bir anlaşmadır.

"Kendimle uzlaşmak gibi bir arzum yok, olmadı da hiç.''

Ester´in söyledikleridir Yalnızlığına korku vurma Ester´in söyledikleridir Ve gelsin ve geçsin bütün sözlerim Gelsin ve geçsin Ester´in söyledikleridir İnsanların içinden Kendim olup taşayım Ester´in söyledikleridir İnsanlara uzaklık vurma Ama herkes ki kendisi olsun Sonra herkes kendisi olsun Bir gün herkes kendisi olsun Ester´in söyledikleridir Dünyada bakınıp durma Bütün ol ve ayrı tut ki kendini Zaten öyledir Çünkü öyledir..E C.

olric&sarhoş balık

yüzyılın sonuna doğru tinsel ölçütleri çarklarının arasında tümüyle yok edecek olan maddeler evreninin bir köşesinden şaşkın bakışlarla olan biteni izleyen, hayal gücü hepten elinden alınmış insanın öncülerindendir
yıldız ecevit - oguz atayın biyografik ve kurmaca dünyası


ER OLMUŞ KUĞULAR

daimos agahta & extrem duyarga (beti) iconium da başlayan kadim dostuk

sevgili duyarga!
kandilli nektarlı buhurlu metinler yazamayacağım ama
umarım en az diğerleri kadar usunu ve yüreğini titreten sesler sunarım mecrana…
…
iconium’da başlayanbol raylı raytan’lı gecelerden
“ateşte açan çiçekler”e seyrini tutuyorum soluğumun…
ankyra’nın mağrur duruşunu bir kere daha rüyalarıma
taşıyorum
unuttuklarımı anımsamak
lanetlerimi kutsamak çoklukta yokluğu yoklukta engin varoluşu duyumsamak ruhumun meşgul olduğu başlıca konu
yarattığım mitoslar suyunu çekene kadar
rölantide de olsasürdüreceğim imzamın eskortluğunu
yeni adlar kattım
gecenin ve meleğin alayına
unuttuğum(!) dünü ansıtan her şeyi bir bir çıkardım…
----
extrem duyarga’
lucifer’in kara kızı
şimdi takvim bilmediğimiz mevsimleri
hesapsız vakitleri yazar
***
buhuru tenimizden yayılan
nektarı makinelerden kotarılan
kandili (vasati 40 çöp)kutulardan sağlanan
gece oturumlarında
yeni bir masala tanıklık eder beş yüz er
---
zaman geçiyor
konukluk bitiyor
(kâhin, kehanetlerini sıralamaktan bitap
sadece göz gezdiriyor ve önemsemiyor)
/////

katları açılmış
çokgenleştirilmiş
mektup zarflarına bırakıyor kahin
kehanet satırlarını
e
x
t
r
e
m
duyarganın
dost kapısınabırakılmak üzere beyaz düşler saklıyor
kara mürekkeplere sardığı,,,
iconium’da başlayan
açık ara mesafelerde süren
uzaduyumlarla beslenen
şarapla soğuyan
dumanla ısınan
bir dostluk bıraktı sana daimos agahta!
…
strategler kaynatan
koca kazandan
ares’e ithaf edilmiş buhurlar yükseltiyoruz
ulu olymposa
mecburiyetten

bu göl bizi boğar
bu gölde tüm yüzler solar
kararır ışıklar
pörsür gider ulu phalluslar
(02-aizonai) 1/3

1. istasyon

şehrin sokakları,genişbulvarları,kahveleri,tren istasyonları,yabancıinsanları gözümüzeçarpar vegidebilmek...Bir kaçıs mı yoksabir arayışmı?

ama üzgünümm

ama üzgünümm
:)

martı

martı
sakın martıya benzetme kendini sakınn..

siyahkedi

siyahkedi
sadece ve sadece ............... mi?

kediler oynuyor

kediler oynuyor
aklıyla & ruhuyla
 

kedi

kedi
:)