18 Ağustos 2017 Cuma

Çoğunlukla bir kitaptan kurtulmak ona sahip olmaktan daha zordur. Kitaplar, sanki asla geri dönemeyeceğimiz bir anın tanıkları gibi, bir ihtiyaç ve unutkanlık anlaşmasıyla tutunurlar insana. Oysa orada kalmaya devam ettikleri sürece onları birbirlerine yamadığımızı zannederiz. Üstlerinde gün, ay ve yıl yazan sayısız kitap gördüm ben; gizli bir takvimi oluşturur her biri…..





/// hele ki artık yaşamayan insanlardan kalan kitapları... notları saklamak ayrı bir zorluk.
Acaba kitabın sahibi ciğerlerini kanla kusarken bunları mı düşünüyordu:/ Belkide ölmek üzere olan bir adamın aklından geçen son şeylerdi bunlar :/ 
prayers - 

13 Ağustos 2017 Pazar

Thomas Mann......

Zaman duygumuz yaşlılık yüzünden yıpranmışsa ya da zaten hiç bir zaman yoğun olmamışsa-bu doğuştan canlılığın olmadığını gösterir -kısa sürede yeniden uykuya yatar ve yirmi dört saat içinde sanki hiçbir yere gitmemişiz ve gezimiz bir gece önce gördüğümüz bir düşten öte bir şey değilmiş gibi gelmeye başlar.
...
Çünkü insan insanı, hakkında bir yargıda bulunamadığı sürece sever, yüceltir;
özlem, eksik tanımanın bir sonucudur.
...
Zaman nedir? Bir gizdir.? elle tutulamayan ve herşeye kadir olan. Dış dünyanın bir önkoşulu, mekanda var ve olan hareket eden cisimlerle kaynaşmış bütünleşmiş bir hareket . Ama hareket olmasaydı zaman olur muydu? Sor bakalım ! Zaman, mekanın işlevi mi? Ya da tam tersi mi ? Yoksa ikisi özdeş mi ? Bir soralım dedik.?

10 Ağustos 2017 Perşembe

Edip Cansever 89




“Bugün benim doğum günüm. Kendi kendime kutlayacağım. Sonra kalabalık yerlere gideceğim. Bir de hediye almak istiyorum kendime. Belki bir kitap, belki de iyi bir ağızlık alırım.
Milena'yı okuyorum. Çok seviyorum. Bütün büyük yazarlar gibi Kafka da en küçük olaya, en dikkat etmediğimiz ayrıntıya, en küçümseyip geçtiğimiz bir duyguya, düşünceye canlılık kazandırıyor; onları işliyor, tatlı, Kafka'ca bir yapı kurmaya bakıyor. Sonra ne oluyor? “İyiyim Milena” gibi basit bir söz edince bile, taptaze bir güzellik, esenlik kuruyor içimizde. Artık o “İyiyim Milena” sözü erişilmez oluyor; sanki bir yaşamı taşıyor üzerinde, sanki gelmiş geçmiş bir edebiyatı diriltiyor. İyi yazarları okudukça seviniyorum.”
Edip Cansever, Erdal Öz'e Mektuplar
8 Ağustos 1961


Kimsenin öldüğü yok, yaşadığı da; herkes biraz var o kadar.Edip Cansever

5 Ağustos 2017 Cumartesi

Hayatımın her anı yeni olaylar birikimiyle yüklü ve bu yeni olayların her biri kendi sonuçlarını beraberinde getiriyor; öyle ki ben yola çıktığım sıfır noktasına dönmek istedikçe ondan daha çok uzaklaşıyorum: Bütün eylemlerim bir önceki eylemin sonucunu silmeye yönelik olsa ve bu silme işleminde yüreğimi aniden ferahlatarak umudumu arttıran kayda değer sonuçlar elde etmeye başarsam da önceki eylemin sonuçlarını silme konusundaki her adımımn, durumu öncesine göre zorlaştıran yeni olaylar yağmuruyla karşılaşmama yol açtığını unutmamam gerekiyor ve sırası gelince onları da temizlemek zorunda kalıyorum. Bu nedenle en az düzeyde karışıklık yaratacak en yetkin silme işlemi için adımlarımı dikkatli atmalıyım
I.C. 

28 Temmuz 2017 Cuma

doğa öcünü alır...



❝İnsan en acımasız hayvandır. Trajedilerde,
boğa güreşlerinde ve haça germelerde şu güne 
kadar kendisini en iyi hisseden oydu ve kendisi 

için cehennemi icat ettiğinde,
sıkı durun,
bu aslında en iyi cennetiydi.❞
____________________
 [F. Nietzsche]


  - Hayvan olmak için masum olmak gerekir. 

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Geceye tuz biber eken kitap:/ 

♥ AFL

ALF (Animal Liberation Front - Hayvan Kurtuluş Cephesi), 1976´da radikal hayvan hakları eylemcisi Robbie Lee´nin kurduğu aktivist gruptur.
  • ALF gönüllüleri hayata hürmet, saygı ve özgürlük duygusuyla öylesine dolular ki katıldığımız her bir ALF eyleminde, mazlum hayvan yakınlarımızın özgürlüğünü elde edebilmek için kendi özgürlüğümüzü beraberce riske atabiliyorduk. - Rol Coronado

22 Temmuz 2017 Cumartesi

----------🐈
Düşünceler, her şeyden daha tatsız. Uzanıp dururlar, bitmez tükenmezler ve insanın ağzında acayip bir tat bırakırlar. Sonra, düşüncelerin içinde kelimeler var; tamamlanmamış kelimeler, eksik kalmış cümleler. Durmadan geri gelirler.
*
Şimdi kimse için hiç bir şey düşündüğüm yok. Sözcük aramak gibi endişem bile kalmadı. Sözcükleri, şöyle ya da böyle belirlediğim yok, bırakıveriyorum ağzımdan, az çok çabuk, kendiliklerinden çıkıyorlar. Çok zaman, sözcüklerden yoksun oldukları için düşüncelerim de sisli. Garip ve eğlenceli biçimlere bürünüp yitip gidiyorlar; hemen unutuyorum bu düşünceleri.
( Bunu okuyunca aklıma Bay palomar geldi :)
Sayfa:96 
*
Ama insanlar bir sabah pencerelerini açınca, nesnelerin üzerine çökmüş olan ve bekler gibi duran bir çeşit korkunç anlamla şaşıracaklar.


Bulantı, Jean-Paul Sartre / 

6 Temmuz 2017 Perşembe

28 Haziran 2017 Çarşamba

....


Yaşayanlar iyi bilir, yaşamak
Bir altılı fesleğeni kanatmaktır biraz
Ruhlarında büyüyen

Ve o fesleğenin simgesidir yaşlandıkça
Yüzlerce çocuğa bölünmüştür ve yanıtı yoktur 
Akşamları ruhtan ve gülümsemekten gelen
Gölgesi beyaz bir kederin yok olmuş biçimidir

Odur değil mi
Kokusundan gelir kokusuna koşarken
Harcar ölümsüzlüğünü
Fesleğenin bir yaz akşamı dalgınlığında...

Edip Cansever
Menzil Canbazı

25 Haziran 2017 Pazar

Edip Cansever ile 1975-1976 yayım dönemi eserleri hakkında yapılan röportaj.



Afiyet olsun:)




şiiri açıklayan tek şey şiirdir, gene şiirin ...E.C

Kâğıt Ev, Carlos Maria 🐈

Tıpkı kütüphanedekiler gibi damgalı kitaplar gördüm, yahut içlerine sahiplerinin kartları yerleştirilmiş olanlar. Kimse bir kitap kaybetmek istemez. Bir daha okumayacak olsak da başlığında eski, belki de kaybolmuş bir duyguyu taşıyan bir kitabı kaybetmektense bir yüzük, saat veya şemsiye kaybetmeyi yeğleriz.

Biraz kitap 🐈biraz hayat 🐈sarkıyoruz..

15 Haziran 2017 Perşembe

Öldüğünüzde ölü olduğunuzu bilmezsiniz.
Bu sadece başkaları için zordur.
Aynı şey salak olanlar için de geçerlidir.

Ronald David Laing

12 Haziran 2017 Pazartesi

                                :)

"Bir şeyin birdenbire yerinde olmaması, ama aynı tiktakın sürüp gitmesiydi ölüm."
(Yaz Düşleri, Düş Kışları - Beyaz Bahçede - Tomris Uyar

8 Haziran 2017 Perşembe

-V- Menzil Cambazı🐈


O gider oyun kalır yanmış bir kâğıt gibi
Çiçekli bir mintanın yalnız çiçeği kalır
Gene mi yaşlandın yüzün ağır ağır gitmekte

Ey sürahisinden hiç çıkmayan çocuk 
Dürter yumuşak bıçağıyla gözlerini 
Gözleri dışardaki kuşların kalbinde

O gider oyun kalır bir dağılmışın üstünde
Bir bayram öncesi suskunluğuyla kalır

ONÏKÏ.bölüm
104.Sayfa
5.paragraf

7 Haziran 2017 Çarşamba

..


Donnie : Neden o aptal tavşan kıyafetini giyiyorsun?
Frank : Neden o aptal insan kıyafetini giyiyorsun?

6 Haziran 2017 Salı


Ama Tanrı çirkinleri ve hikâyeleri seviyordu..
Karahindiba 

1 Haziran 2017 Perşembe

 “Okur kitap arar ama kitabın da okuru bulduğunu ben çok gördüm. Açıklanabilir bir şey söylemiyorum belki, ama ‘rastlantılar’ın çoğu, açıklayamadığımız için rastlantı görünmez mi?”b.k.

31 Mayıs 2017 Çarşamba

                                       .....
Mutluluk
herkes gibi yaşarken
kimse gibi olmamaktır.” Simone
Mutlu yıllar 🐱

9 Mayıs 2017 Salı

'Onun gerçeği başka bir düzene bağlıydı,
sözcüklerle değil, sadece onun yaşadığı gibi yaşamakla  
anlatılabilirdi.
Ölünceye kadar yaptığı gibi, acımasızca kendine sadık kalarak ve
değişmeyerek
bütün insanlara bir ders verebilir..

....


Belki şimdi - diye düşünüyor Bay Palomar - o ülkede de bir başka kişi tekeş terliklerle dolaşıyor." Ve her adımda ayağından çıkan, ya da çok dar olduğu için ayağını burarak hapis eden terlikleriyle, topallayarak çölde dolaşan narin bir gölge görüyor. "Belki şu sırada, o da beni düşünüyor, değiş tokuş yapmak için benimle karşılaşmayı umuyor. Bizi birbirimize bağlayan ilişki, insanlar arasında kurulan ilişkilerin büyük bir çoğunluğundan daha somut ve açık. Buna karşılık hiçbir zaman karşılaşmayacağız." Tanımadığı mutsuzluk arkadaşıyla dayanışmak, çok az rastlanan bu tamamlayıcılığı, bir kıtadan bir başkasına yansıyan bu aksak adımları canlı tutabilmek için, tekeş terlikleri giymeyi sürdürmeye karar veriyor. i.c.

22 Mart 2017 Çarşamba

Abolisyonist Vegan Hareket




"Valla ben evim, odam, kitaplarım neredeyse kendimi oralı hissederim; başka bir yere de ihtiyaç duymam. Ya bu insanın kendine bir dünya yaratabilme, kendini oyalayabilme yeteneği ile ilgili bir şey. Sıkılmak ne demekmiş ya? Sıkılmak için hiçbir zaman bir saniye vaktim olmadı benim. Ayrıca sıkılmak denen duygunun son derece lüks bir duygu olduğunu düşünüyorum bugünkü şartlar altında."

Kış Uykusu, 2014 - Nuri Bilge Ceylan

20 Mart 2017 Pazartesi

Stefan Zweig **Satranç**


Bize hiçbir şey yapmadılar. Sadece bizi en mutlak anlamdaki hiçliğin içerisine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır baskı uygulayamaz.-Satranç- 
Stefan Zweig

17 Şubat 2017 Cuma

Milan Kundera / Ölümsüzlük


"(-): Biliyorum. Beni yüzümle tanıyorsun, beni yüz olarak tanıyorsun ve hiçbir zaman başka biçimde tanımadın. Yüzümün bana ait olmadığı gibi bir düşünceye de sahip olamazsın. 
(/): Yüzünün sana ait olmadığını nasıl iddia edersin? Kim var yüzünün arkasında? 
(-): Aynaların olmadığı bir dünyada yaşamış olduğunu farz et. Yüzünü düşleyecektin. Yüzünü sendeki bir şeyin bir tür dışa yansıması gibi tasarlayacaktın. Ve sonra sana 40 yaşlarında bir ayna verildiğini düşün. Ne biçim bir dehşete düşerdin biliyor musun? Bütünüyle yabancı bir yüz görecektin! Ve şimdi reddettiğin şeyi açık seçik anlayacaktın:
Yüzün sen değilsin!"

Milan Kundera / Ölümsüzlük

19 Ocak 2017 Perşembe


Rol yapmazsanız asosyal, uyumsuz ya da sinir hastası damgası yersiniz.

Emile Ajar

17 Ocak 2017 Salı

Sokak yoktu gerçekte. Evler de pek yoktu. Yalnız köşeler meydana getirir gibi duran uzun, upuzun yapılar vardı. Bir dizi sütunun arasını birleştiren bir sıra kemerin üzerinde duran bir sıra pencereden meydana gelmiş bir ikinci katı olan yapılar. Bomboştu bunlar. Ortalıkta kimsecikler görünmüyordu. Yapılar belki bomboş değildi ama bir vızıltı bile duyulmuyordu. Hayvan da yoktu, kuş da, böcek de yoktu ortalıkta. Hem yürüyordum, hem yerimde sayıyordum sanki. İlerlediğimi sanıyordum ama yapılar da benimle birlikte ilerliyordu. Aynı köşebaşında duruyor gibiydim. Sonra bir şey daha anladım. Bitki de yoktu burada. Ağaç yok, yeşillik, fundalık yok, çalı, çırpı, diken, sap, tohum yoktu. Akdeniz güneşleri yanıyordu tepemde. Yerler güzel yontulmuş, ayrıtları biribirine iyice bitiştirilmiş taşlarla döşeliydi. Toz yoktu havada, yerde toprak yoktu. Temiz değildi yerler. Kirli olmağı bilemeyeceği için temiz değildi. Sonra birden yapılar durdu, ben ilerledim. Bitkileri hiçbir zaman sevmedim; daha doğrusu, bitkilere bağlanmadım hiç. Yürüyen, ses çıkaran, isteyen, veren, vermeyen varlıklarla yaşadım:
 Kedilerle. 
Yalnız hayvanları aradım. Ama şimdi bitkileri de arıyordum sanki. Yeşilliği değil, yapraklığı bile değil; sapın eğrili yahut köşeli şartlı özgürlüğünü… Birden bir ağaç heykeli görürüm diye umutlandım. Yol olmadığı için, yol kıyısında değil ama ortalık bir yerde bir heykel aradım: Bir fanusun altına kapatılmış bir balmumu ağaççık… Taşlar vardı yalnız. Solda, o zamana değin bakmadığım bir yerde de bir sütun duruyordu; kırılmış, kırık yeri dümdüz, cilalı gibi duran bir eski çağ sütunu. Üzerinde bir  şey aradım. Ne aradığımı bilmiyordum ama bir şey bulacağımı sanıyordum. Hiçbir şey yoktu, yerde kımıldayan bir gölge yoktu. Ne kuş gölgesi, ne dal ve bulut gölgesi. Yapıların bile gölgesi yoktu. Sonrasız bir öğle vakti içinde gölgeler-kendi gölgemden anlıyordum- dibe düşüyordu..B.K. Deneme..1111-9




22 Aralık 2016 Perşembe

Edip C.

Korkunçtur, bana kalırsa adımıza Hazırlanmış bir oyun var bizim
Hepimizi yalnız bıraktıkları bir oyun Ve bilirler, insanlar yalnız kaldıkça
Konuştukları dil de değişir Sonunda hiç anlaşamazlar. Öyle ki

Bir zaman parçası içinde, bir durumun Değişmez akışında, tekdüze
Kalırlar bir sıkıntı avcısı gibi Ve bir gün anlarlar ki, bir güç değildir artık yalnızlık...

Tragedyalar




"Asla bir insan tümüyle kutsal ya da tümüyle günahkar olamaz.
Böyle gibi görünmesi, yanılmamız dan, zamana gerçek bir nesne gibi bakmamız
dandır. Zaman gerçek değildir. Zaman gerçek değilse,
dünya ile sonsuzluk, acı ile mutluluk, kötü ile
 iyi arasında var gibi görünen çizgi de bir yanılgıdan başka bir şey değildir."
----------

Ve dönüp dolaşıp geleceğe inanan bizler o eski çağrıyı yineleyeceğiz:
 ‘Öldürmeyeceksin!’
 Yeryüzündeki bütün yasa kitapları gün gelip cana kıymayı yasaklasa,
hatta savaşta öldürmeler ve cellat eliyle can almalar da
bu yasak kapsamına girse, 
yine de söz konusu çağrı susmayacak.
 Çünkü tüm ilerlemelerin, 
insan olmaya yönelik tüm çabaların temelinde saklı yatan çağrıdır bu.
 Canına kıydığımız o kadar çok şey var ki..

- Hermann Hesse -



-Örümceklerin yuvalandığı patikA-

Büyükler, ne idüğü belirsiz ve hain bir takım, oyunlarda çocuklara özgü o korkunç
ciddilik yok onlarda, gene de onların da oyunları,
giderek ciddileşen oyunları var: Bir oyun içinde başka bir oyun,
hangisinin gerçek oyun olduğunu asla anlayamıyor insan.- 
46 :)


8 Aralık 2016 Perşembe

....

❝İçinde boğulabileceğimiz deniz nerede? Böyle dert yanıyoruz.
Gerçekten biz artık ölemeyecek kadar yorgunuz. 
Şimdi artık uyanık duruyor ve mezar boşluklarında yaşamaya devam ediyoruz.❞
_______________________________________
[Friedrich W. Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt]



Bazı insanlara, bazı "kitaplara", bazı şiirlere, 
bazı rastlantılara ve bazı kaderlere, 
inanmasanız bile, borçlusunuzdur /Umay

27 Kasım 2016 Pazar


Bir öbeğin kıyısındaydı, sıradan bir sarı çiçek. Sigara yakmak için durmuştum, dalgın dalgın çiçeğe baktım. Sanki çiçek de bana bakıyordu, bilirsin ya, bu tür iletişimler ara sıra... Biliyorsun ne demek istediğimi, herkeste olur bu duygu, hani güzellik dedikleri şey. Hepsi buydu: Çiçek güzeldi, çok güzel bir çiçekti. Ve ben lanetlenmiş tim. Çünkü günlerden bir gün ölecektim hem de temelli. Çiçek güzeldi, gelecekte insanlar için her zaman çiçekler olacaktı. Birden damdan düşercesine hiçi anladım, hiçliği demek istiyorum, hiç. Ben bunun huzur olduğunu sanmıştım, bir zincirin son halkası. Oysa ölecektim. Luc zaten ölmüştü, bizler için bir daha hiç çiçek olmayacaktı, bir daha hiçbir şey olmayacaktı, hiç ama hiçbir şey, hiçlik de buydu işte. Bir daha hiç çiçek olmaması. Kibritin alevi parmaklarımı yaktı, acıttı.-cinayeti gördüm-


Sanırım balıklar akvaryumdan çıkmayı pek de öyle istemezler, cama dayanmazlar bile, burunlarını bile değdirmezler. -seksek-  

Julio Cortázar 


“Bizim Fidel”

Gabriel Garcia Marquez’in kaleminden “Bizim Fidel”
.............................................................
Uzmanlarının er geç, kansere çare bulacaklarının hayalini kurarken, en büyük düşmanından 84 kat daha küçük bir adada, dünyadaki güç dengelerine uygun bir dış politika geliştirmiştir. Bilincin doğru teşekkülünün, insanlığın en büyük başarısı olduğuna ve moral güdünün, dünyayı değiştirmek ve tarihi harekete geçirmekte maddi şeylere üstün geleceğine kanidir.
Daha uzun yaşamayı talep ettiği bazı anlarda, başka türlü yapabileceği bazı şeyler için hayattan biraz daha fazla süre istediğini gevelediğini duymuşluğum vardır. Bu kadar insanın kaderini taşımanın getirdiği yükle belinin büküldüğünü gördüğümde, en çok ne yapmak istediğini sordum. Bir kerede yanıtladı: “Bir sokağın köşesinde dikilmek”
Çeviri:Kasım Akbaş (sendika.org)

11 Kasım 2016 Cuma

Bütün normal insanlar aynı şekilde normaldir; 
ama her deli insan kendine özgü bir şekilde delidir..ve Ölüdür..
ömür dediğin bir an
11.06.2014 -
 altı üstü öldüm büyütmeyin derdi / 
ömür :(

❝İnsan en acımasız hayvandır. Trajedilerde,
boğa güreşlerinde ve haça germelerde şu güne 
kadar kendisini en iyi hisseden oydu ve kendisi 

için cehennemi icat ettiğinde,
sıkı durun,
bu aslında en iyi cennetiydi.❞
____________________
 [F. Nietzsche]

  - Hayvan olmak için masum olmak gerekir. 
Tanrı'yı seviyorum.
İnsanları değil, insan fazlasıyla kusurlu bir varlık çünkü
 Bence insan sever olmak felaketim olurdu.

Böyle Buyurdu Zerdüşt 

10 Kasım 2016 Perşembe

Eskiden dünyada, görünüşte dağınık ama iç dünyaları derli toplu insanlar vardı.
 Oysa şimdikilerin dış görünüşleri derli toplu ama iç dünyaları dağınık.
 1988 - Ahmet Adnan Saygun un " İncinin Defteri " adlı eseri film müziği olarak da kullanan önemli bir film ....
"Her şeyden biraz kalır." diyordu hayat..
Kavanozda biraz kahve, Kutuda bir kaç sigara,
 İnsanda biraz acı..

4 Kasım 2016 Cuma

'Onun gerçeği başka bir düzene bağlıydı,
sözcüklerle değil, sadece onun yaşadığı gibi yaşamakla  
anlatılabilirdi.
Ölünceye kadar yaptığı gibi, acımasızca kendine sadık kalarak ve
değişmeyerek
bütün insanlara bir ders verebilirdi.
-Ağaca Tüneyen Baron-
emoşa

7 Ekim 2016 Cuma

 

 ~Tenekeden Orkestra~

kanatlar benden korkmasınlar diye taktığım şeylerdi boşluğu saklamıştım..



Anneme
diye başlayan 
Bu kadar 
diye biten ''hayat'' gibi bir kitap

b. bulut sağlam 
_Aklımda kalan_
Mücadele eden, ezilen dışlananın yanında olan, çok üşüyen, ince düşünen, çay içen, gülen gülümseten, elleri gibi güzel ruhu olan şairin kitabı  ~Tenekeden Orkestra~ tavsiye ediyorum.(Umarım yolun açık olur dostluklar sevgiler )

VIII-
kuş kanatlarının değdiği bulutlar gibiyim
defne yaprakları, ıhlamur kokusu ve balkon alçak
bir yaz akşamı, uzanıp minderin üstüne üst üste
üst üste üst üste üst üste her şey, şenlik var
haç ile hac arasında gidip gelen bir bilinç
düşlerin saflığı uçurumun derinliğini oya oya tamamlar

sonra nasıl oluyor ki anlamadan ansızın 
ihmallerine işte bir yenisini ekliyorsun..

17 Eylül 2016 Cumartesi

Neden Abolisyonist Vegan

Hayvanlar kullanımımız için bulunan kaynaklar ya da mallar değildir. Hayvanlar hissedebilir varlıklardır. Her yıl, zorunda olmadığımız halde 65 milyar kara hayvanının ve daha da fazla deniz hayvanının ölümüne yol açıyoruz. Bunu değiştirebiliriz. 
Bugün içinde yaşadığımız türcü ve navegan (vegan olmayan, hayvan kullanımına devam eden) toplumda hayvanların statüsü nesilden nesile aktarılan bir mülk statüsüdür; hayvanlar sahiplerinin çıkarları için serbestçe kullanabileceği, fiyat biçebileceği ve devredebileceği bir mal olarak tanınır, eşyalar sınıfına sokulurlar. Bu da hiçbir hakları olmadığı anlamına gelir. Hissedebilir bir varlığın eşyalar sınıfına sokulması ve bir mülk muamelesi görmesi köleliğin kelime anlamıdır. İçinde bulunduğumuz dünyada insan harici tüm hayvanlar köle olarak yaşamaktadır ve ölmektedir.
Abolisyonist veganlar, Hayvan Haklarına Abolisyonist Yaklaşım'ın temel ilkeleri benimserler  ve buna uygun olarak insan ve insan harici tüm hissedebilir varlıkların bir temel hakka sahip olduklarını savunurlar, bu da başkalarının mülkü olarak muamele görmeme temel hakkıdır. 
http://abolisyonistveganhareket.org/
Vaganlar: Hayvansal hiçbir gıda yemezler. Beslenmelerini tahıl, sebze ya da meyve türü gıdalarla yaparlar.
Lakto-Ovo vejeteryanlar: Et yemezler, ancak süt ev yumurta yemektedirler.
Lakto vejeteryanlar: Et, balık ve yumurta yemezler. Süt ürünlerini kullanırlar.
Ovo vejeteryanlar: Et, balık ve süt ürünlerini yemezler. Yumurta kullanırlar.
Pesko vejeteryanlar: Et ve tavuk yemezler. Balık, yumurta ve süt ürünleri yerler.
Yarı vejeteryanlar: Yalnızca kırmızı et yememektedirler.
Fruiyarianlar: Meyve ile beslenmektedirler.

31 Ağustos 2016 Çarşamba

..



Sen dizime yattın, ben bir hikâye anlattım … Kafamda bir hikâye. Bilirsin bunu çok severdim. İkimize bir ” mutlu son ” yazdım sonra. O evde seninle birlikte oturduk..Sustuk..Yanımda durdun sessizce..burası sondu.başka bir yaşamdı..sadece… biz vardık.bana baktın mavi ve telaşsız…sustuk…başka bir yaşamda başka bir mutlu son…biz bunu haketmiştik…
hikayemiz orada bir yerde duracak ..

25 Ağustos 2016 Perşembe

Birbirimize işkence edip öldürmeyi ilk hayvanlar üzerinde öğrendik...Gary Yourofsky ABD'li hayvan hakları aktivisti.


  • İnsancıl kesim diye bir şeyin olduğuna gerçekten inanıyor musunuz?
    Sizce insancılın tanımı nedir?
    İnsancıl tecavüz diye bir şeyin varlığına inanıyor musunuz peki?
    İnsancıl çocuk tacizi?
    İnsancıl kölelik?
    İnsancıl soykırım?
    Size göre soykırımın tanımı nedir?
    İnsanların topluca katledilmesi mi; yoksa masum varlıkların topluca katledilmesi mi?
    Ben masumların katledilmesi olduğunu düşünüyorum.
    Bu da bizi en büyük soykırım katliamına getiriyor; her yıl sadece Amerika'da 10 milyar kara hayvanı, 18 milyar deniz canlısını öldürüyoruz.
    Sağlık, hayatta kalma, nefsi müdafa nedenleriyle değil.
    Barış, aşk, sevgi, günışığı tişörtü giymek, arabanıza bir arada var olmak etiketi yapıştırmak harekete geçmek değildir...
    Siyasi ve dini dogmalar aksini iddia etse de hayvanlar bize ait değildir.
    Onlar eşya ya da mal değildir.
    Hissetmek ve düşünmekten aciz yaratıklar değildir.
    Televizyon reklamlarında insanları şarkı söyleyip dans ederken, tofu, ahududu, soya filizi, mantar yerken görüyor muyuz?
    Hayvan istismarcıları muazzam bir propaganda yapıyorlar.
    Bunları televizyonlarda göremezsiniz.
    Bunun yerine ne görüyoruz?
    "Daha fazla et yeyin!"
    Sonra kanser ilaçları reklamları, kalp ilaçları, enerji içecekleri...
    Sizi de hayvanları da öldürüyorlar...
    Köle, sahip, menfaat, kurban insan ırkına özgü mü?
    Bu gaddarlıkların yegane kurbanları zenciler, Yahudiler, çocuklar, kadınlar mı?
    Peki inekler köleleştirilmedi mi?
    Sizi dininizden koparmaya da çalışmıyorum.
    Hiçbir din et yemeyi emretmez.
    Dinlerdeki altın kural: “Size nasıl davranılmasını istiyorsanız başkalarına da öyle davranın.”
    Ve başkaları kategorisine hayvanlar da giriyor...
    Tüm dinlerde en çok gözardı edilen söz ise: “Öldürmeyeceksin”.
  • Eğer insanlar gerçekten terörizmi sona erdirmek istiyorlarsa, o halde buzdolaplarından hayvan etini çıkarmalılar, kurşunlarını çöpe atmalılar, üniversitelerden dirikesim laboratuarlarını kapatmalarını istemeliler, kürk mağazalarının kapanmasını, sirklerin sadece insanlara özgü olmasını istemeliler, rodeonun tamamen bitmesini sağlamalı ve hayvanları terör yerlerinden kurtaran ALF’i desteklemeliler. Yoksa "barış", "medeniyet" ve "adalet" üzerine söylenen her şey bugüne dek varolmuş en ikiyüzlüce retorikler olarak ortada kalacak..

Gary Yourofsky, ABD'li hayvan hakları aktivisti.