29 Oca 2009

isimsiz

Evet;

Tüm kural, inanç ve ahlak yargılarının dışında kalarak anlaşılamayanı anlayarak
Var Olmayanı yokluğun içinde arayarak
‘’O’’ şeyi belki de sadece var etmeye çalışmaktı Usumdan gecen...

"bazen kurmaca gerçekten daha inandırıcıdır."
pisi

27 Oca 2009

Bay Palomar

"Belki şimdi - diye düşünüyor Bay Palomar - o ülkede de bir başka kişi tekeş terliklerle dolaşıyor." "Belki şu sırada, o da beni düşünüyor, değiş tokuş yapmak için benimle karşılaşmayı umuyor.
Bizi birbirimize bağlayan ilişki, insanlar arasında kurulan ilişkilerin büyük bir çoğunluğundan daha somut ve açık.
Buna karşılık hiçbir zaman karşılaşmayacağız." canlı tutabilmek için, tekeş terlikleri giymeyi sürdürmeye karar veriyor....
...
cehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek. "Görünmez Kentler"

26 Oca 2009

"Aynada tanıyamadığım ben. Binlerce parça. Artık ben de olmayan yüzbinlerce parça" .. "bunları yazmakla çıldırmaktan kurtulunur mu"??..b. karasu

25 Oca 2009

By Palomar.

By Palomar kıyıda ayakta duruyor ve bir dalgaya bakıyor.
Kendini dalgaları hayranlıkla seyretmeye kaptırmış değil.
Kaptırmış değil çünkü ne yaptığını çok iyi biliyor.
Bir dalgaya bakmak istiyor ve bakıyor.
Hayranlıkla seyretmiyor da çünkü hayranlıkla seyretmek için ,
elverişli bir yapı
Elverişli bir ruhsal durum ve elverişli dış koşulların bir araya gelmesi gerekir.
Ve By Palomar , ilke olarak hayranlıkla seyretmeye karşı olmasa da bu üç koşuldan Hiç birisi yok kendisinde ….
Çılgın ve kapalı bir dünyada yaşayan sinirli bir insan olan ...
By Palomar ,dış dünya ile İlişkisini azaltma eğiliminde ve kendini genel sinir zayıflığından korumak için, duyumlarını Ve duygularını elinden geldiğince denetim altında tutmaya çalışıyor…

24 Oca 2009

Kaldırımdan inip birkaç adım geri attıktan sonra sokağın tam ortasında ellerimi ağzıma götürdüm ve apartmanın üst katlarına doğru seslendim: "Teresa!"

Yanımdan biri geçiyordu. Ben tekrar seslendim: "Teresa!" Adam yanıma gelip, "Sesini yükseltmezsen seni duymaz. Gel bir de beraber deneyelim. Üç deyince ikimiz birden bağıralım," dedi. "Bir, iki, üç," deyince ikimiz birden haykırdık: "Tereeeeesaaa!"

Tam adam gibi bağırmaya başlamıştık ki, alelade sesli, çilli bir adam, "Peki evde olduğuna emin misin?" diye sordu.

"Değilim," dedim.

"Bak şimdi olmadı işte," dedi bir diğeri. "Anahtarını unuttun, değil mi?"

"Doğrusunu isterseniz anahtar yanımda," dedim.

"Ee, o zaman neden çıkmıyorsun yukarıya?" diye sordular.

"Ben burada oturmuyorum ki," dedim. "Şehrin karşı yakasında evim."

"Merakımı hoş görürsen," dedi çilli ses, özene bezene, "orada kimin oturduğunu sorabilir miyim?"

"İnanın bilmiyorum," dedim. Buna biraz bozulur gibi oldular.

"Rica etsek söyler misin," dişlerinin arasından konuşan bir ses, "neden burada dikilip Teresa diye bağırıyorsun?"

"Bana göre hava hoş," dedim. "Başka birini de çağırabiliriz, isterseniz başka bir evi deneyelim, valla hiç fark etmez."
Ötekiler bir parça sinirlendi.

"Bizimle dalga geçmiyorsun, değil mi?" diye sordu çilli, kuşkulu bir edayla.

"Bu da ne demek şimdi?" Sıkıntılı bir kaç saniye yaşadık.

"Bak," dedi, efendiden biri, "Son bir kez Teresa'yı çağırırız sonra herkes evli evine köylü köyüne."

Öyle de yaptık. "Bir iki üç Teresa!" Ama pek de iyi çıkmamıştı sesimiz. Derken herkes evinin yolunu tuttu.

Meydana geldiğimde arkamda biri hala bağırıyordu: "Tee-reee-sa!"

Orda durmuş bağırıyordu. Biri inatçı çıkmıştı.

Calvino


14 Oca 2009

Yerçekimli Karanfil /

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde , Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
E.C.

11 Oca 2009

Alıntı mi ki ?...o.atay

(...) Garip kaderime gülümsedim; ayanaya bakarak tabii. Tatlı bir gülümseme. Eski neşemi kaybetmediğimi göstermek için Sonra durgunlaştim.
Neden? Unuttum. Dur, hayır; unutmadım.

Yalniz kaldikça, yalniz kalmaktan korktukça... Aynadan uzaklaştım; fakat biliyordum, böyle bir düşünceydi. şimdi kendime gelirim.

Buldum: Yalniz kalmaktan korktukça yalnızlıgım artıyor. Bu sefer gerçekten gülümsedim. Ister görün, ister görmeyin; gülümsedim işte.

Sonra, birden o zarfı gördüm. Korıdorda bulunan tanıdık eşyanın dışında tek yabancı şey oldugu için, onu hemen gördüm:

Demek ki, üstü yazılı olmayan bu zarf yeniydi. (Bu "demek ki"ler beni her zaman rahatlatırdı) Fakat ben oraya zarf koymazdım. Çünkü zarfım yoktu evde. Çünkü kimseye mektup yazmadım..

Çünkü kimse bana mektup yazmazdı. Korktum.. Zarfi, oldugu yere biraktim.
adımıza Hazırlanmış bir oyun var bizim Hepimizi yalnız bıraktıkları bir oyun...

9 Oca 2009

Oyunlarla yaşayanlar / O.atay

kadın - bu adamı sanki bir yerden tanıyorum..son günlerde herkesi birbirine karıştırıyorm..
adam - oyun yazmaktan olmuştur.
kadın -belkide karıştırmıyorum. belkide insanlar aynı oyunları oynuyorlar,
hayatlarını birbirine benzer oyunlarla geçiriyorlar.
Oyunlar yüzünden geldi bunlar başımıza.
Senin yüzünden oldu. Bu oyunları başıma sarmasaydın ikide bir ölümü ve seni düşünmek zorunda kalmayacaktım..

7 Oca 2009

sesimi duyabiliyorsan , seninde canın yandığındandır.
yaramı görebiyorsan aynı bıcak açtığındandır.
buda geçer diyebiliyorsan 30 'u aştığından dır…
Oyundan çıkabilirsin
Bırakıp gidebilirsin, Kaçarak saklana bilirsin.. Lakin..
Biri yerini söyler, hayat bulur sobeler..
Başladığın yere dönebilirsin…
Zaman zaman dalıp gidiyorsan, dün bugüne sarktığındandır.
Bir tebessüm edebiliyorsan bugün yarına hatıradır..
buda geçer diyebiliyorsan 30 'u aştığından dır…

1 Oca 2009

Agathadaimon Tapınağında Gece Seremonisi

unuttuklarımı anımsamak
lanetlerimi kutsamak
çoklukta yokluğu,yoklukta engin varoluşu duyumsamak
ruhumun meşgul olduğu başlıca konu
yarattığım mitoslar suyunu çekene kadar
rölantide de olsa sürdüreceğim imzamın eskortluğunu...