31 Ara 2010

Gerçek bir acı duyduğumdan bile kuskum vardı.

Gerçek bir acı duyduğumdan bile kuskum vardı.
Düsünme! dedim kendi kendime, düsünme. Düsünmeyi bile bilmiyorsun. Önündeki ise devam et: Birbirine benzemeyen fotoğraflarını yapıstır yanyana, bir isi de sonuna kadar götür. Ölmezsin ya. Belki de ölürdüm. Belki de ölmemek için, hiçbir isin sonuna kadar gitmiyordum.

Böyle küçük çalısmaların üstüste eklenmesiyle doluyordu zaman. Ben de kelimeleri birbirine yapıstırarak yaratıyordum zamanı. (Bunu nerede okumustum acaba? Ne yapayım? Aklıma gelenlerin içinde hangilerini okumadığımı bulmak için her seyi okumaya girisemezdim ya.) Peki, nerede kalmıstım? Yarım bıraktığım islerin neresinde kalmıstım? Bunu da bilemez miydim? Bir liste yapmalıydım bunun için de. Aman yarabbi! Yapmam gereken ne kadar çok is vardı! İyi ki su mektubu almıstım.

30 Ara 2010


Ölü sahibi olmak bir hayalet sahibi olmak gibi bir şey dir..
Her gölgeyi karartıyı hiçliği o sanmaktır.. Rüyaları hayra yormaktır.

Ve ölü sahibi olmak cevabı ömür boyu merak edilecek
Sorulara sahip olmak tır..

22 Ara 2010

Kedi ve Köpek Kürkü Vahşeti : En İyi Dostlarımız Kürkleri İçin Kaynar Suya Atılıyor!

Kürke Hayır Platformu’ndan Çağrı: ‘Vitrinler Kansız Olsun’



Gözünüzle Görmek İstemeyeceğiniz Vahşeti Üzerinize Giysi Diye Geçirmeyin’

Can çekişen yavru bir hayvanın güzel tüylerini giymeye kimse kıyamaz. Siz insansınız. Havalı gözükmek namına bu vahşete ortak olamazsınız.’

MUDO geçen yıl kürk satmayacağı yönünde yaptığı açıklamanın arkasında durmamaktadır.
LÜTFEN MUDO DAN ALIŞ VERİŞ YAPMAYIN... KATLİYAMA ORTAK OLMAYIN..
YA SİZİ KAYNAR SUYA ATIP CANLI CANLI YÜZSELER..YADA ELEKTRİK VERİLEREK..
NE HİSSEDERDİNİZ. İNSANLAR..

10 Tem 2010

Ursula K. Le Guin - Mülksüzler


"Bilmiyorum," dedi; dili yarı felç olmuş gibiydi. "Hayır. Harika değil. Çirkin bir dünya. Bu dünyaya benzemiyor. Anarres sadece tozdan ve kuru tepelerden oluşuyor. Her şey az, her şey kupkuru, insanlar da güzel değil. Hepsinin koca elleri ve ayakları var, benimkiler ve buradaki garsonunkiler gibi. Ama koca göbekleri yok. Çok kirlenirler, birlikte yıkanırlar, burada kimse bunu yapmaz. Kentler çok küçük ve sönüktür, sıkıcıdır. Hiç saray yoktur. Yaşam sıkıcıdır, çok çalışılır. Her zaman istediğinizi alamazsınız, hatta bazen gereksindiğinizi bile, çünkü yeterince yoktur. Siz Urras’lılann her şeyi yeterince var. Yeterince hava, yeterince yağmur, çimen, okyanuslar, yiyecek, müzik, yapılar, fabrikalar, makineler, kitaplar, giysiler, tarih. Siz zenginsiniz, siz sahipsiniz. Biz yoksuluz, biz yoksunuz. Sizde var, bizde yok. Burada her şey çok güzel. Güzel olmayan yalnızca yüzler. Anarres’te hiç bir şey güzel değildir, yalnız yüzler güzeldir. Diğer yüzler, erkek ve kadın yüzleri. Bizim onlardan başka bir şeyimiz yok, birbirimizden başka bir şeyimiz yok. Burada siz mücevherleri görüyorsunuz, orada gözleri görürsünüz. Gözlerde de görkemi, insan ruhunun görkemini görürsünüz. Çünkü bizim erkeklerimiz ve kadınlarımız özgürdür, hiç bir seye sahip olmadıkları için özgürdürler. Siz sahipler ise sahiplisiniz. Hepiniz hapistesiniz. Herkes yalnız, tek basma, sahip olduğu yığınla birlikte. Hapiste yaşıyor, hapiste ölüyorsunuz. Gözlerinizde görebildiğim yalnızca bu— duvar, duvar!" Sayfa 191

Saatleri Ayarlama Enstitüsü-Alıntı


"saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır... Bu da gösterir ki, zaman ve mekan, insanla mevcuttur!"
"..İnsanların saadet anlayışları da gariptir. Kitaplara bakarsanız, kendilerini dinlerseniz, insanoğlunun esas vasfı akıldır. Onun sayesinde diğer hayvanlardan ayrılır. Beylik sözüyle hayata hükmeder. Fakat; kendi hayatlarına teker teker bakarsanız bu yapıcı unsurun zerre kadar müdahalesini göremezsiniz..."
"Hayat benim icin iki eli cebinde uydurulan bir masaldı."

..


...insan her zaman aynı insanları görürse, bunları yaşamın bir parçası saymaya başlar. İyi, ama bu kişiler de bu nedenle, yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.
Ne var ki, hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmezPaulo Coelho - Simyacı

29 May 2010

İçinden doğru sevdim seni

İçinden doğru sevdim seni
Bakışlarından doğru sevdim de
Ağzındaki ıslaklığın buğusundan
Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de
Beni sevdiğin gibi sevdim seni
Kar bırakılmış karanlığından.
Yerleştir bu sevdayı her yerine
Yüzünde ter olan su damlacıklarının
Kaynağına yerleştir
Her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına
Gül taşıyan çocuğuna yerleştir
Yani senin olmayan, seni bir boşluk gibi saran hüzne
Yerleştir onu bir kentin parça parça aklında tuttuğun
Kar taneleri gibi uçuşan
Ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine
Yerleştir bu sevdayı her yerine.
Ekledim ben tattığım her şeyi denizlere
Bildiğim ne varsa onlar da hep denizlerden
Sen de bir deniz gibi yerleştir onu istersen
Sevdayı
Ve köpüklendir
Ve yaşlandır ki işte kederi anlamasın
Ama dur, her deniz yaşlıdır zaten
Öğrenmez ama öğretir mutluluğu
Bizim sevdamız da öyledir, iyi şiirler gibi
Biraz da herkes içindir.
Ve gelinciğin ikinci tadına benzemeli
Var eden kendini birincisinden
Yani bir sevdayı sevgiye dönüştüren.
Ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen
Tanımadığın bir ülke gibi
İçinde yaşamadığın bir zaman gibi
Tam kendisi gibi mutluluğun
Beni bekliyorsun :)
EDİP CANSEVER

24 May 2010

7 May 2010

oyuna devam =)

- size hiç doğru soru sorulmadımı?
- öyküyü sizin bıraktığınız yerden yeniden alacağız. say-19

- herşeyi mahkemede anlattığınızı söylüyorsunuz ama tümüyle gerçek değil bu.say-98

5 May 2010

bilmemek bilmekten iyidir..düşünmeden yaşayalım
mâra
günü ve saatleri ne yapacaksın
senelerin bile ehemmiyeti yoktur
seni ne tanıdığım günleri hatırlarım
ne seneleri
yalnız seni hatırlarım
ki benim gibi bir insansın
tanımamak tanımaktan iyidir
seni bir kere tanıdıktan sonra
ikimiz de ne uykudayız
ne uyanık ..

4 May 2010

" o'na neden aşıksın deseler, çünkü ile başlayan tek bir cümle bile kuramazdım ve bir çünkü'n olmadığı için sana aşık olduğumu -ne yazık- kimseler bilmeyecek... 'sana uzaklara kadar aşığım' demiş miydim,demiş miydim?..."uğur özakıncı..

25 Nis 2010

OLAĞAN MUCİZELER-OYUN&OYUNCAKLAR

joy-un sesi : Yol hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor. Ayaklarının yere bastığını bile unutuyorsun.
Bazen duruveriyorsun oracıkta.bir bakıyorsun ki yol hala kayıyor ayaklarının altından..O zaman anlıyorsun BİR YERE VARMAK İÇİN YOLDA DEĞİLSİNDİR.YOLDA OLDUĞUN İÇİN YOLDASINDIR.Ne yalnız ne iki kişi…
Hiçbir şey değişmez yolda olmanın kendisi asildir.yollar çatallaşır ..İnsanların yolları ayrılır...Hiçbir zaman birleşmemek üzere ayrılır.hayat böyle..

.....saturno -un sesi :Ben senin için bir oyuncaktan başka bir şey değilim.Oradan bakınca pırıl pırıldır sahne..içine bir gel ama işte hiç gözkamaştırıcı bir şey yok...artık bitti sihir buymuş....Kitaplar yazıyormuş...hayat seni ne çok ihmal etmişim..Bekle geliyorum..Kalanlar mı ? BİR Kliniğe postalarsın gider ...

24 Nis 2010


Eski arkadaş eski araba gibi,
Arıza yapar amayolda bırakmaz,
Teker patlatır su kaynatır,
Yoldan cıkar ama yolda bırakmaz,
Eğer bir gün koparsa filim,
Kadere kuskun kaçacak bir yer,
Hayattan yorgun yumusak bir mınder,

Nilgün Marmara - Sylvia Plath - Tezer Özlü = ?

"hayatın neresinden dönülse kârdır"
''bütün yalnızlıklarınızın ilenci
korusun çoğulluklarınızı
cinnet koyun erdemin adını
maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın
hepiniz mezarısınız kendinizin...''Nilgün Marmara


...bir sanattır
her şey gibi eşsiz bir ustalıkla yapıyorum bu işi,
öyle ustaca ki insana korkunç geliyor
öyle ustaca ki gerçeklik duygusu veriyor
bu konuda iddialıyım sanırım. Sylvia Plath


düzen ve güven kadar ürkütücü bir şey yoktur.hiçbir şey.hiçbir korku... aklını en acı olana,en derine,en sonsuza atmışsan korkma.ne sessizlikten, ne dolunaydan,ne ölümlülükten,ne ölümsüzlükten,ne seslerden,ne gün doğuşundan,ne gün batışından.sakin ol.öylece dur.yaşamdan geç.kentlerden geç.sınırları aş.gülüşlerden gec.anlamsız konuşmaları dinle,galerileri gez,kahvelerde otur -artık hiçbir yerdesin.. Tezer Özlü


23 Nis 2010

Kedimle oynadığım zaman,
kimbilir belki de o benle daha fazla oynuyordur. (Montaigne)