22 Ara 2016

Edip C.

Korkunçtur, bana kalırsa adımıza Hazırlanmış bir oyun var bizim
Hepimizi yalnız bıraktıkları bir oyun Ve bilirler, insanlar yalnız kaldıkça
Konuştukları dil de değişir Sonunda hiç anlaşamazlar. Öyle ki

Bir zaman parçası içinde, bir durumun Değişmez akışında, tekdüze
Kalırlar bir sıkıntı avcısı gibi Ve bir gün anlarlar ki, bir güç değildir artık yalnızlık...

Tragedyalar




"Asla bir insan tümüyle kutsal ya da tümüyle günahkar olamaz.
Böyle gibi görünmesi, yanılmamız dan, zamana gerçek bir nesne gibi bakmamız
dandır. Zaman gerçek değildir. Zaman gerçek değilse,
dünya ile sonsuzluk, acı ile mutluluk, kötü ile
 iyi arasında var gibi görünen çizgi de bir yanılgıdan başka bir şey değildir."
----------

Ve dönüp dolaşıp geleceğe inanan bizler o eski çağrıyı yineleyeceğiz:
 ‘Öldürmeyeceksin!’
 Yeryüzündeki bütün yasa kitapları gün gelip cana kıymayı yasaklasa,
hatta savaşta öldürmeler ve cellat eliyle can almalar da
bu yasak kapsamına girse, 
yine de söz konusu çağrı susmayacak.
 Çünkü tüm ilerlemelerin, 
insan olmaya yönelik tüm çabaların temelinde saklı yatan çağrıdır bu.
 Canına kıydığımız o kadar çok şey var ki..

- Hermann Hesse -



-Örümceklerin yuvalandığı patikA-

Büyükler, ne idüğü belirsiz ve hain bir takım, oyunlarda çocuklara özgü o korkunç
ciddilik yok onlarda, gene de onların da oyunları,
giderek ciddileşen oyunları var: Bir oyun içinde başka bir oyun,
hangisinin gerçek oyun olduğunu asla anlayamıyor insan.- 
46 :)


8 Ara 2016

....

❝İçinde boğulabileceğimiz deniz nerede? Böyle dert yanıyoruz.
Gerçekten biz artık ölemeyecek kadar yorgunuz. 
Şimdi artık uyanık duruyor ve mezar boşluklarında yaşamaya devam ediyoruz.❞
_______________________________________
[Friedrich W. Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt]



Bazı insanlara, bazı "kitaplara", bazı şiirlere, 
bazı rastlantılara ve bazı kaderlere, 
inanmasanız bile, borçlusunuzdur /Umay

27 Kas 2016


Bir öbeğin kıyısındaydı, sıradan bir sarı çiçek. Sigara yakmak için durmuştum, dalgın dalgın çiçeğe baktım. Sanki çiçek de bana bakıyordu, bilirsin ya, bu tür iletişimler ara sıra... Biliyorsun ne demek istediğimi, herkeste olur bu duygu, hani güzellik dedikleri şey. Hepsi buydu: Çiçek güzeldi, çok güzel bir çiçekti. Ve ben lanetlenmiş tim. Çünkü günlerden bir gün ölecektim hem de temelli. Çiçek güzeldi, gelecekte insanlar için her zaman çiçekler olacaktı. Birden damdan düşercesine hiçi anladım, hiçliği demek istiyorum, hiç. Ben bunun huzur olduğunu sanmıştım, bir zincirin son halkası. Oysa ölecektim. Luc zaten ölmüştü, bizler için bir daha hiç çiçek olmayacaktı, bir daha hiçbir şey olmayacaktı, hiç ama hiçbir şey, hiçlik de buydu işte. Bir daha hiç çiçek olmaması. Kibritin alevi parmaklarımı yaktı, acıttı.-cinayeti gördüm-


Sanırım balıklar akvaryumdan çıkmayı pek de öyle istemezler, cama dayanmazlar bile, burunlarını bile değdirmezler. -seksek-  

Julio Cortázar 


“Bizim Fidel”

Gabriel Garcia Marquez’in kaleminden “Bizim Fidel”
.............................................................
Uzmanlarının er geç, kansere çare bulacaklarının hayalini kurarken, en büyük düşmanından 84 kat daha küçük bir adada, dünyadaki güç dengelerine uygun bir dış politika geliştirmiştir. Bilincin doğru teşekkülünün, insanlığın en büyük başarısı olduğuna ve moral güdünün, dünyayı değiştirmek ve tarihi harekete geçirmekte maddi şeylere üstün geleceğine kanidir.
Daha uzun yaşamayı talep ettiği bazı anlarda, başka türlü yapabileceği bazı şeyler için hayattan biraz daha fazla süre istediğini gevelediğini duymuşluğum vardır. Bu kadar insanın kaderini taşımanın getirdiği yükle belinin büküldüğünü gördüğümde, en çok ne yapmak istediğini sordum. Bir kerede yanıtladı: “Bir sokağın köşesinde dikilmek”
Çeviri:Kasım Akbaş (sendika.org)

11 Kas 2016

Bütün normal insanlar aynı şekilde normaldir; 
ama her deli insan kendine özgü bir şekilde delidir..ve Ölüdür..
ömür dediğin bir an
11.06.2014 -
 altı üstü öldüm büyütmeyin derdi / 
ömür :(

❝İnsan en acımasız hayvandır. Trajedilerde,
boğa güreşlerinde ve haça germelerde şu güne 
kadar kendisini en iyi hisseden oydu ve kendisi 

için cehennemi icat ettiğinde,
sıkı durun,
bu aslında en iyi cennetiydi.❞
____________________
 [F. Nietzsche]

  - Hayvan olmak için masum olmak gerekir. 
Tanrı'yı seviyorum.
İnsanları değil, insan fazlasıyla kusurlu bir varlık çünkü
 Bence insan sever olmak felaketim olurdu.

Böyle Buyurdu Zerdüşt 

10 Kas 2016

Eskiden dünyada, görünüşte dağınık ama iç dünyaları derli toplu insanlar vardı.
 Oysa şimdikilerin dış görünüşleri derli toplu ama iç dünyaları dağınık.
 1988 - Ahmet Adnan Saygun un " İncinin Defteri " adlı eseri film müziği olarak da kullanan önemli bir film ....
"Her şeyden biraz kalır." diyordu hayat..
Kavanozda biraz kahve, Kutuda bir kaç sigara,
 İnsanda biraz acı..

4 Kas 2016

'Onun gerçeği başka bir düzene bağlıydı,
sözcüklerle değil, sadece onun yaşadığı gibi yaşamakla  
anlatılabilirdi.
Ölünceye kadar yaptığı gibi, acımasızca kendine sadık kalarak ve
değişmeyerek
bütün insanlara bir ders verebilirdi.
-Ağaca Tüneyen Baron-
emoşa

7 Eki 2016

 

 ~Tenekeden Orkestra~

kanatlar benden korkmasınlar diye taktığım şeylerdi boşluğu saklamıştım..



Anneme
diye başlayan 
Bu kadar 
diye biten ''hayat'' gibi bir kitap

b. bulut sağlam 
_Aklımda kalan_
Mücadele eden, ezilen dışlananın yanında olan, çok üşüyen, ince düşünen, çay içen, gülen gülümseten, elleri gibi güzel ruhu olan şairin kitabı  ~Tenekeden Orkestra~ tavsiye ediyorum.(Umarım yolun açık olur dostluklar sevgiler )

VIII-
kuş kanatlarının değdiği bulutlar gibiyim
defne yaprakları, ıhlamur kokusu ve balkon alçak
bir yaz akşamı, uzanıp minderin üstüne üst üste
üst üste üst üste üst üste her şey, şenlik var
haç ile hac arasında gidip gelen bir bilinç
düşlerin saflığı uçurumun derinliğini oya oya tamamlar

sonra nasıl oluyor ki anlamadan ansızın 
ihmallerine işte bir yenisini ekliyorsun..

31 Ağu 2016

..



Sen dizime yattın, ben bir hikâye anlattım … Kafamda bir hikâye. Bilirsin bunu çok severdim. İkimize bir ” mutlu son ” yazdım sonra. O evde seninle birlikte oturduk..Sustuk..Yanımda durdun sessizce..burası sondu.başka bir yaşamdı..sadece… biz vardık.bana baktın mavi ve telaşsız…sustuk…başka bir yaşamda başka bir mutlu son…biz bunu haketmiştik…
hikayemiz orada bir yerde duracak ..

22 Ağu 2016

Kitapçıların ve çiçekçilerin bazı özellikleri olmalıdır Olric. Gelişigüzel insanlar bu mesleklerin içine girmemeli. Kitaplar ve çiçekler özel itina isteyen varlıklardır. Ne yazık, bu meslekler de artık olur olmaz kimselerin elinde, sattıklarıyla ilgileri olmayan kişilerin. Durmadan kitaplara ve çiçeklere eziyet ederler, onlara nasıl davranılacağını bilmezler. Bana kalırsa, bir “kitapları koruma derneği” kurmalı ve kitaplara kötü muamele edilmesini önlemeli. Herkes bu işi yapamaz. Bazı zalim insanlar, binbir itinayla hazırlanan o çiçek gibi kitapları alırlar, hiçbir koruyucu tabakaya sarmadan, evet olduğu gibi, üst üstte koyarlar; sonra kalın ve çirkin bir iple bağlarlar. Zavallı kitapların, özellikle en üstte ve altta kalanları, bu işlem sırasında kurban edilirler: kapaklarının üstünde haç biçimi yaralar meydana gelir. Kaba taşıyıcılar da onları oradan oraya fırlatırlar. Lekeler ve buruşukluklar kitapları incitir. Kapaklar, dizgiler, baskılar için gösterilen bunca itinaya yazık olmaz mı?
Satıcılar da gelişigüzel dizerler onları: isimlerini bile öğrenmeden. Onlar için en iyi kitap, en çok satılan kitaptır. Müşterinin ne biçim bir insan olduğuna bakmadan, yalnız en çok satılan kitabı överler onlara. Bu adamları bir imtihandan geçirerek yeterlik belgesi verilmeli Olric. Herkes kitap satmamalı. Cahil kitapçıların, iyi okuyucuları rahatsız etmelerine izin verilmemeli artık. İyi okuyucu az bulunan, ürkek bir kuş gibidir. Kapıdan girer girmez kaçırmamalı onları. Bir zamanlar Selim, Balkanların ve Ortadoğu´nun en hassa okuyucusu olmakla övünürdü. Bu çeşit okuyucular daha kapıdan içeri girer girmez sonsuz bir hürriyet havası duymalıdırlar. Kitapları serbestçe koklayarak başıboş dolaşabilmelidir. Oysa bu cahil kitapçılar hemen yanına yaklaşır, tüyler ürpertici kitap adları sayarlar. Kendi akıllarınca müşteriye yararlı olmak isterler. Ne gibi bir kitap istediğinizi sorarlar size: polisiye bir şey mi olsun, yoksa bir aşk romanı mı? Bazı kitapları insanın burnuna sokarak, bunların çok tutulduğunu, herkesin satın aldığını söyleyerek baskı yaparlar. Oysa bu okuyucular, kaçmak için küçük bir bahaneye bakarlar: uçup giderler hemen. Bu az bulunur kuşların çekingenliğini hep yanlış yorumlarlar aptal kitapçılar. İşte, derler, ne istediğini bilmeyen bir müşteri daha. “Aşkın Günahları”nı sattım gitti. Olmazsa, “Gece Kokan Cinayet”i yuttururum. Bu “iyi” kitapları uzatmakla, zavallılara nasıl hakaret ettiklerini bilmezler. İnsan bazı kitapçıları kapıda görünce, onların bekleyişinden korkar da içeri adımını atmaz.
Sayfa: 576/ 577



iconium da başlayan uzak ara süren dostluk bizimki

• Raytanlar korlanmis aylar extrem duyargalar fem ler...herkes savruldu hayat oyununda bir yerlere..simdi hepimiz bir dekorda birer munis tozlariz...
 -Agathadaimon 1998-2016


"Ben henüz onlara uzağım. Benim düşüncelerim onlara hitap etmiyor. İnsanların gözünde ben, deli ile ölü arası bir şeyim."


__Friedrich Wilhelm Nietzsche__


28 Tem 2016

Gördün mü bak dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine MEMLEKET ..
Edip Cansever

4 Haz 2016

...


..

Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen, hep güzelmiş gibi görünür. Gezegenler, yaşamlar.Ama yakından bakıldığında bir dünya yalnızca toz ve kayadan oluşur. Günden güne yaşam daha da zorlaşır, yorulursun, ritmi kaçırırsın. Uzaklığı ararsın-ara vermeyi. Dünyanın ne kadar güzel olduğunu görmenin yolu, onu ay gibi görmekten geçiyor. Yaşamın ne güzel olduğunu görmenin yolu, ölümün bakış açısından bakmaktan geçiyor..
Mülksüzler - Ursula

7 May 2016

Satranç, Stefan Zweig

Bizé  bir şey yapmadılar, sadece mutlak hiçliğe soktular, çünkü dünyada hiçbir şeyin insan ruhu üzerinde hiçlik kadar baskı yapmayacağı bilinir.
***
İnsan kendisini ne kadar sınırlarsa o kadar yakınlaşır sonsuzluğa; bilhassa da dünyaya sırt çevirmiş gibi görünen insanlar, kendilerine has maddelerle termitler misali tuhaf ve kesinlikle eşsiz bir dünya maketi inşa ederler.

Satranç, Stefan Zweig


31 Oca 2016

Bilinç, korkunç bir lanettir. Düsünürsün, hissedersin, acı çekersin..
Being John Malkovich (1999)

30 Oca 2016

repliklik

Hayatı seçin. İş bulun. İşinizde ilerleyin. Aile kurun. Büyük ekran bir televizyon alın. Çamaşır makinesi, araba, cd player, elektrikli konserve açacağı alın. Sağlığınıza dikkat edin. Kollesterolünüzü düşük tutun ve kendinize diş sigortası yaptırın. İpotekle ev alın. İyi bir ev için çalışın. Arkadaşlarınızı seçin. Hobileriniz için ayrı giysiler ve uyumlu çanta kullanın. Doğru dürüst bir çatısı olan, üç odalı pahalı bir daire kiralayın. D.I.Y’e gidin ve Pazar sabahı orada ne işiniz olduğunu düşünün. Kanepenizde oturun, televizyonun beyninizi yıkamasına izin verin, ruhunuzu o salak yarışmalara satın ve bir şeyler tıkının. Tüm bunları yaptıktan sonra intihar edin. Trainspotting (1996)

~


Yabancı tanrılar gibi, baykuşlar 
Kara selvilerde dizi dizi,
Gözleri ok gibi, kırmızı,
Sessiz, düşünmeye koyulmuşlar.

Kımıldamadan duracak onlar 
Hüzün taşıyan saatlere dek,
Orda, ışığı sürgün ederek
Açılacak yoğun karanlıklar.

Baykuşlar bu haliyle bize der:
Yaşam bazen de durgunluk ister 
Kargaşadan devinimden korkun;

Kişi bir tutkuyla şaşkınlaşır 
Yer değiştirmek ister ve bunun 
Yıllarca pişmanlığını taşır.

(S.123)

!!!!
Charles Baudelaire 16 yıldır kitaplıkta bekleyen kitap

29 Oca 2016

Çizik kitaplar-1

Sonra,yine bir kez gecenin ortasında sorar: Şu sıra yılın hangi vakti?
Kış öncesi ,hala sonbahar,dersiniz.
Bir de,bu işitilen ne?diye sorar.
Deniz dersiniz.
Nerede?diye sorar.
Orada,odanın duvarının ardında,dersiniz.
Yeniden dalar.( marguerite duras ölüm hastalığı) 

28 Oca 2016

İnce Kentler 5

İnanmaya hazırsanız ne iyi.Örümcek ağı kent Ottavia'nın nasıl olduğunu anlatacağım.İki sarp dağ arasında bir uçurum var:kent boşlukta duruyor,bir doruktan ötekine halatlar,zincirler ve tahta köprülerle bağlanmış.Küçük tahta traversler üzerinde boşluğa basmamaya dikkat ederek yürüyor insan ya da kenevir ilmiklere tutunuyor.Aşağıda,yüzlerce,binlerce metre hiçbir şey yok:birkaç bulut geçiyor;uçurumun dibi zar zor seçiliyor.

Kentin temeli bu:geçit ve destek gibi kullanılan bir ağ.Geri kalan her şey duvara yükseleceği yerde aşağıya sarkıyor:ip merdivenler,hamaklar,çuval evler,vestiyerler,küçük teknelere benzeyen teraslar,su mataraları,gaz lambaları,kebap şişleri,sicimlere bağlı sepetler,yük asansörleri,duşlar,trapezler,oyun çemberleri,teleferikler,avizeler,sarkan yapraklarıyla çiçek saksıları.
Ottavia sakinlerinin boşluğa asılı yaşamları diğer kentlerdekine oranla çok daha güvenli.Herkes biliyor ki ağ daha fazlasını taşımayacak.

Rehber - Ruh