24 Mar 2019

💫🐈🎂

..Bugün benim doğum günüm. Kendi kendime kutlayacağım. Sonra kalabalık yerlere gideceğim. Bir de hediye almak istiyorum kendime. Belki bir kitap, belki de iyi bir ağızlık alırım.


Milena'yı okuyorum. çok seviyorum. Bütün büyük yazarlar gibi Kafka da en küçük olaya, en dikkat etmediğimiz ayrıntıya, en küçümseyip geçtiğimiz bir duyguya, düşünceye canlılık kazandırıyor; onları işliyor, tatlı, Kafka'ca bir yapı kurmaya bakıyor. Sonra ne oluyor? ''İyiyim Milena'' gibi basit bir söz edince bile, taptaze bir güzellik, esenlik kuruyor içimizde. Artık o ''iyiyim Milena'' sözü erişilmez oluyor; sanki bir yaşamı taşıyor üzerinde, sanki gelmiş geçmiş bir edebiyatı diriltiyor.
«Edip Cansever»
:)


İyi yazarları okudukça seviniyorum.."






22 Mar 2019

☁💙


«Küçük Prens’in isteği üzerine pilot
üç farklı koyun çizer.
Ancak Küçük Prens üçünü de beğenmez.
Bunun üzerine pilot, bir kutu çizer ve
 “Al bakalım bu kutuyu. İstediğin koyun bunun içinde” der.
Küçük Prens, bu resmi  ve
içindeki koyunu çok sever..»



19 Mar 2019


Gökanlam~
ben büyürüm ne zaman her yerde hep deniz olana
yarısı kesik inceden bir parmakla
ondan ki yaslısıyım durup durup sevmenin
ondan ki çoraklarda büyüdüm bir dilim tatlı kavunla.

seni bir çare yaptım sana özendim
bazı şiirler yırttım yenilerini edindim.

geçtimse bir durumdan bir başka duruma hızla
kanla ölümle değil bir çeşit sokulganlıkla
artık ki güçlüsüyüm bir kişiden fazla olmanın
bir anıdır susmamsa bakınca kesik parmağıma.

açınca gözlerimi ipe çekilmiş güneşler varsın
mavi bir çocuksun aşkımız mavi bir ambarın ortasından bakarsın. ⊙Edip Cansever⊙

18 Mar 2019

(⊙_⊙)


Extrem duyarga'nın kadim dostu seytancıklar
Angut angut bakmakla yetiniyor bu günlerde:)
11/04/1999 yıl ~mektup 
Şu sıralar da  sümsük sümsük bakıyorum:)
Her şey olması gerektiği gibi yani〰


17 Mar 2019

🌹🍀


🤓



«Ben iyiyim /iyi bir insanım»~değil mi? Sorusunu kendine sorup dürüst bir cevap bulabilirsin kanımca. İnsan kendini< yaptıklarını> geçmişi bilmez mi hiç.

Şuda şurada dursun...
Kendini yargılamak diğer insanları yargılamaktan çok daha zordur. Kendini gerektiği gibi yargılayabilirsen, çok adilsin demektir. 
~Küçük prens~

14 Mar 2019

(⊙_⊙) bahar temizliği ~

Analog makineleri  dijitalden daha çok seviyorum lâkin  taze film bulmak yıkatmak çok zor. Bunlar en sevdiklerim diğer eskiler makineler radyolar vb. kutu bekliyor:(
Edip Cansever ile bir ortak
yön  sanırım bu ~Antikalar~
:)

9 Mar 2019

:) 👓😊

~
«Edip Cansever»

8 Mar 2019

The Voices (Sesler) 🎥🎬



🐈🐕
İşte bunlar hep yalnızlıktan:)

🐱

Hımm🙄
"kafa yapımız paralel bir gerçeklikte"😉
aynı bu Kedi Arife ile 😺

⛅🐦

" Daima unuttuğumuz şey de bu işte; ne bekleyeceğimizi bildiğimizi sanırız, ama bilemeyiz; beklediğiniz şey gerçekleşmeyecek şeydir, beklemediğiniz şey ise gerçek oluverir. "

Ursula K. Le Guin / Her Yerden Çok Uzakta

7 Mar 2019

:( 🎥

«Belki  ~bu sefer gözlerimi kapatmadan😣😫 tamamını izleyebilirim» :'(


5 Mar 2019


Evet ; severim 
Sık sık da paylaşırım :) 
....
"haklıydın da. 
ben gerçekten nörotikim. 
ne kentin içinde ne de dışında yerleşebilirim."
  Yaşamımın geri kalan kısmını karşıt şeylerin birinden öbürüne uçmakla geçireceğim .
Sylvia Plath
Oldumu :)




4 Mar 2019

🍀

Artık  ne kadar konuştuysam
Ölmekten vazgeçip  🌸 çiçek açtı😊

.....


saat onikilerde 
postanede mektup yazan adamlara bakar bir semt delisi 
durmadan bakar 
ki o mektuplar nereye giderse gitsin 
öylesine uzundur ki kasaba 
gelinciklerden bükülmüş bir ibrişim gibi
gidip gelen mektup zarflarıyla tarif edilebilir ancak 
içerinde kar serpintisi 
içlerinde bozkır 
içlerinde herkesin bir güneyi olan 
ve marangozlar upuzun kayıklar yaparlar bunun için 
kesersiz, çivisiz, elsiz 
sadece ruhlarından 
o kayıkları içinde domates doğranan bir akşamüstünde yüzdürürler 
canlanır suya değince hemen 
bordalarındaki nakışlar 
bir derya gülü alıp başını gider. 
yeter ki görünsün gelincikler 
önce tek tek görünsün sonra topluca 
usta bir doğramacı gibi kırmızılar doğrar kasaba 
gelincikler indi mi çayırlardan 
su bardaklarına, berber dukkanlarına girdi mi 
duvarlara sicimle tutturulmuş şişelere 
girdi mi bir kere 
-aynaları boğacak neredeyse 
-taşlıkları basacak sel gibi 
o zaman... 
tam o zaman 
marangozlar mis gibi rakılar içerek kayıklarında 
konuştukca binlerce kayık 
konuştukca binlerce köpük, binlerce kıyı olurlar 
ve nedense bir vapur bizi alıp götürecekmiş gibi bakarız bir~birimize 
unuturuz sonra alıp başını gitmeyi de 
yeter ki iki dudak arasına konsun gelincikler 
ipince bir ıslığa yerleştirilsin 
türküler süzsün tüveylerinden 
kahveler eski renklerine boyanır yeniden 
biralar çiğ ışıkta bile parlak 
yıkanır tertemiz oluncaya kadar yaşamak. 
gerçekte bir sevinç, bir mutluluk yok değildir yüreklerimizde 
sevgiler umutlar yok değildir 
öyleyse neden çabuk küseriz birbirimize 
çabuk öfkeleniriz 
durup durup böyle hüzünlenmemiz neden 
anlamıyoruz da ondan mı yoksa 
bir bütün olduğunu mutluluğun 
umudun bir bütün olduğunu 
seziyor muyuz yalnızca 
baktıkca gelincik tarlalarına uzaktan 
öyle bir arada güzel 
yaşamanın lezzetini 
kanımızı tutuşturdukça gün günden 
buğusunu saldıkça 
bir tütün dumanı gibi yaktıkça genzimizi.

EDİP CANSEVER

3 Mar 2019

tebessüm edelim o zaman :) 🍀

«Hepimiz deli doğuyoruz. Bazılarımız böyle kalıyor.»



2 Mar 2019





I
Gülümse! gör ölümsüz karşılığını bunu
İşte
Lambalar, bardaklar, çiçekli güz sürahileri.


Üçlükler II

Günün ilk saatleri
İyi biliyorum, ilk saatlerini günün
Peki, nedir öyleyse bu sabah silintisi.

Üçlükler III

Hiçbir dilde söylenmemiş
Hiçbir dilde yazılmamış
Sözler ve şarkılar içindeyim.


Üçlükler IV

Neden aklıma geliyor istasyon büfesindeki duruşun
Hava soğudu -kasımın son günleri-
Kar yağacak, bembeyaz olacak unutulmuşluğum.



Üçlükler V

Bir gemi geçiyor, sessiz bir gemi
Oysa yolcularla dolu içi
Girince gemiye kimseler yok -dalgalardan başka-


Üçlükler VI

Bütün gün yağmur yağdı
Ya da bir gün içinde bir yıldan fazla
Günü ıslattı bu yağmur.


Üçlükler VII

Nedir mi yalnızlık -kendine sor önce-
Bir sabah, erkenden, bir kır çiçeğinin üzerinde
Görünce parladığını bir çiğ tanesinin.


Üçlükler VIII


Gölgen yok senin, ayak izlerin yok
Neden mi? acılar barınmamış ki sende
~Mutluluk yok mutsuzluk yok.~

• İstasyonun barında yalnızca birbirini tanıyan buralı insanlar kaldı; zaten onlar istasyonla ilgisi olmayan, ya çevrede açık başka bir mekân olmadığı için karanlık meydanı geçerek buraya gelmiş olan ya da taşra kasabalarının haberlere açık tek mekânı olan istasyonların çekimine kapılmış insanlar; istasyonların bir zamanlar dünyanın geri kalanıyla iletişim kurulabildiği tek nokta olduğunu anımsayanlar kalmış olmalı. I.C.